31 Mayıs 2012 Perşembe

Osmanlı İmparatorluğunda Alman nüfuzu


1998'de birinci baskısı yapılan Prof.Dr. İlber Ortaylı'nın iletişim Yayınlarından çıkan"Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" isimli kitabı , 2004 yılı da dahil 6 ncı baskısını yapmış. Kitaptan anladığımız kadarıyla her baskıda az sayıda (ortalama 500 adet) kitap basılmış.

Kitabı tanıtıma geçmeden önce bir okur olarak bazı hususları açıklığa kavuşturmam gerek. Prof.Ortaylı tarafından uzun yıllar boyunca değişik ülkelerde yapılan ciddi, titiz ve detaylı bir arşiv araştırması ancak böylesine yetersiz bir kurgulama ve yansıtma ile kitap haline getirilebilir. Araştırmacılar ve bilim adamları, eserlerini olgunlaştırıp kitap haline getirmeye karar verdiklerinde eserin hak ettiği konumda olmasını istiyorlarsa mutlaka teknik destek almalılar. Genel okur kitlesinin ve ulaşılması hedeflenen kitlenin niteliği (ikisi farklı olabilir.), eserde yazarın vermek istediği ana mesaj ve bu mesajın eserdeki vurgulama metodolojisi, bilim dilinin niteliği değiştirilmeksizin okur dili ile uyumluluğunun sağlanması gibi teknik konular mutlaka profesyonel ekipler tarafından kurgulanmalı ve sunuma hazır hale getirilmeli.

Geçmişin dilini kullanarak geçmişin tarihini yazan bir bilim adamının, geleceğin insanları ile bağ kurmasını başka nasıl sağlayabiliriz? Tarihini öğrenmek sadece tarihçilerin değil, tüm sıradan insanlarında hakkı olsa gerek.

Son dönemde eserleri sıkça kitaplaştırılan, okurları arasında popülerliği hızla artan hocamız; eserlerinin birer başyapıt niteliğinde kabul görmeyişini ve daha geniş okuyucu kitlelerine neden ulaşamadığını sorgulamalı. Tavsiye edeceğimiz bu eser, alanındaki en yetkin bir başyapıt olarak kabul görmeli ve okunmalı tüm okuyucular tarafından.

Bu bağlamda, İlber Hoca'nın NTV'deki programını izleyen izleyicilerin profilinin önemli olduğunu ve mutlaka incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak, Nihat Hatipoğlu'nun STAR TV'deki programı kadar dikkat çekmediğini tahmin etmek güç olmasa gerek.

Şimdi kitabımızın incelemesine geçebiliriz.

Kitap, daha ziyade 1850 ile 1913 arası Osmanlı-Alman etkileşimini anlatıyor.
İngiltere, Fransa ve Rusya'nın başını çektiği sömürgeci paylaşım mücadelesinde geç kalan Alman İmparatorluğunun, kendisine nüfuz alanı olarak Osmanlı İmparatorluğunu seçtiği ve bunu gerçekleştirmek için çeşitli siyasi, ekonomik ve dini metodları devreye soktuğu eserden anlaşılmaktadır.

Alman İmparatorluğunun kendisine nüfuz alanı olarak Osmanlı İmparatorluğunu seçmesi ile birlikte Rusya'nın İngiltere ve Fransa saflarına geçtiği, Belçika Kralı Leopold'un 1876'da Brüksel'de topladığı konferansta Avrupa ülkelerine Afrika'ya uygarlığı götürmeyi teklif ettiği, İngiltere ve Fransa'nın bu öneriyi hemen kabul ettiği ve 1880'lere gelindiğinde de Afrika'nın bölüşüldüğü ayrıntısı da eserde mevcut.

Alman yakınlaşmasının temelde , eserde tablolar (çelik ve pamuk üretimi, demiryolları uzunluğu, çalışan işçi, ithalat-ihracat ve büyüme oranları, petrol tüketimi vs.) kullanılarak tek taraflı ekonomik çıkar üzerine kurulu olduğu tespitini yapıyor İlber Hoca.

Almanların, Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki nüfuzlarını tesis ederken tek taraflı hareket ettiği ettiği ve kendi çıkarlarına öncelik tanıdığı ayrıntıları eserde ayrıca belirtiliyor.

Prof.Ortaylı bu tespitini eserinde detaylıca belirttiği şu hususlara dayandırıyor: Osmanlı'nın Üç İmparatorlar İttifakına kabul edilmemesi, modası geçmiş silahların ısrarla satılmak istenmesi, ehil eğitmen subayların yerine farklı amaçlara sahip subayların gönderilmesi, görevli subayların bir istihbarat elemanı gibi hareket etmesi, Osmanlı'ya Müslümanların Boxer/Çin ayaklanmasında olduğu gibi yanlış politikaların empoze edilmesi, sadece üstün bir izleme ve takip yeteneğine sahip kitlenin oluşturulmak istenmesi, borçlandırma yoluyla siyasi menfaatler elde edilmek istenmesi, Avusturyalı komutanların da belirttiği gibi, aslında yapılan yardımlar sonucunda çok güçlü bir Osmanlı ordusunun arzu edilmemesi.

Sultan II.Abdülhamit'in İttihat ve Terakki liderlerine oranla daha kontrollü bir şekilde Alman İmparatorluğu ile ilişki kurduğu, Enver Paşa'nın Almanlar tarafından etki altına alındığı, hatta Almanya'dan Sirkeci garına gelen tren katarlarının üstüne "Enverland" etiketinin yapıştırıldığı yazılan diğer bilgiler arasında.

Mutlaka okunması ve ilgi görmesi gereken bu eseri tüm okurlara şiddetle tavsiye ediyoruz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder