20 Nisan 2014 Pazar

Reis'ül Küttab Atıf Efendinin Layihası


"Bismillahirrahmanirrahim;

Allah’ın birliğine inanan siz ey Müslümanlar, bilin ki Fransız milleti (Allah onların mülkünü yerle bir etsin, bayraklarını hor ve hakir kılsın, zira onlar zalim birer kafir ve asidir) Allah’ın birliğine ve kıyamet gününde Peygamberimizin şefaatçilik vazifesine iman etmezler, bütün dinleri terk etmişlerdir, ahireti ve cezalarını da inkar ederler. Öyle ki, kendi kiliselerini yağmalamış, kendi rahip ve kesişlerine saldırmışlardır. Peygamberlerin getirdiği kitapların yanlış olduğunu ve Kuran’ın, İncil’in ve Tevrat’ın uydurma, bos söz olduğunu, insanların hepsinin birbirine eşit olduğunu, kimsenin bir başkasından meziyetleri veya başka bakımdan üstün olamayacağını, herkesin kendi ruhunun tasarrufunu elinde tuttuğunu, bu hayatta kendi yaşamını kişinin kendisinin tanzim ettiğini iddia ederler. Sahte kitaplar ve göz alici uydurmalarla ise koyulup söyle diyorlar: 'Biz sizdeniz, sizinle aynı dindeniz ve aynı topluluktanız'. Ve bos vaatlerde bulunurlar, sonra insanları korkuturlar. Tamamen alçakça ve sefih bir hayat sürmektedirler. Kandırmaca ve zulüm denizinde yüzmekte, hıyanet ve küstahlık atına binmektedirler. Hepsi şeytanın bayrağı altında toplanmışlardır.(Mealen)

Bir kaç sene önce Fransa'da patlak veren fitne ve fesat ateşinin dört bir yana saçtığı isyan ve bela kıvılcımlarının ve yaydığı alevlerin bundan yıllar önce mel'un sapkınların zihninde tasarlandığı ve uyanmak için fırsat kollayan uykudaki bir fitne olduğu ileriyi görebilenlerin malumudur. Söyle ki Voltaire ve Rousseau isimli tanınmış zındıkların ve onlar gibi maddecilerin, hasa, peygamberlere ve büyük hükümdarlara sövüp sayıp, bütün dinleri kaldırıp bir kenara atıp, eşitlik ve cumhuriyetçiliğin lezzetli tadını ima eden pek çok eser yazıp yayınladıkları malumdur. Bu yazılanların hepsi akla yatkın görünen söz ve ifadelerle, alaycı bir üslupla, halkın anlayacağı bir dilde kaleme alınmıştır. Bu yazılarda bir yenilik lezzeti bulan pek çok insan, hatta gençler ve kadınlar bile bunlara meyletmişler, sözlerine dikkat kesilmişler ve böylece sapıklık ve fesat aynen frengi gibi beyinlerindeki damarlara yayılarak inançlarını çürütmüştür. İhtilalin şiddeti arttıkça hiç kimse kiliselerin kapatılmasına, din adamlarının katledilmesine ve kovulmasına, din ve mezheplerin kaldırılmasına itiraz etmez olmuştur. Eşitlik ve hürriyete can atmaktadırlar; zira bu yolla bu dünyada kusursuz mutluluğu bulacaklarını umarlar. (...) 

Çok iyi bilinmektedir ki, her bir devletin nizami ve birliğinin temelindeki nihai unsur, kutsal kanunların, dinin ve mezheplerin kök ve dallarına sımsıkı bicimde tutunmaktır. Ülkenin sükûneti ve tebaanın kontrolü sadece politik araçlarla sağlanamaz, kulların kalbinde olan Allah korkusu ve ahiret fikri bu sarsılmaz kutsal hükümlerden biridir. Hem geçmişte hem de günümüzde her devlet ve halkın doğru ya da yanlış kendi dini olmuştur. Bununla beraber Fransa'daki fitne ve fesadı çıkaranlar hic görülmemiş bir biçimde, yaptıklarının korkutucu sonuçlarını tamamen gözardı ederek, Allah korkusunu ve ahiret fikrini söküp atmışlar, her tür iğrenç işi meşrulaştırmışlar, ar ve namusu tamamen imha etmişler ve böylece Fransa ahalisini bir hayvan seviyesine kadar indiren yolu açmışlardır. Bununla da yetinmeyip her yerde kendileri gibi destekçiler bulmuşlardır. Diğer devletleri, rejimlerini müdafaa işiyle meşgul etmek ve böylece kendilerine saldırmalarını önlemek için insan hakları dedikleri ihtilalci beyannameleri her dile tercüme ettirmişler, basıp yaymışlar ve ülkelerin sıradan halklarını ve dinlerini tabi oldukları hükümdarlarına isyan etmeleri için tahrik etmişlerdir."

(Kaynak: Bernard Lewis, Modern Turkiye'nin Doğuşu, TTK Basımevi, 199, s.67-69)

Alıntı:

https://groups.yahoo.com/neo/groups/PerdeArkasi/conversations/topics/18088

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder