6 Temmuz 2014 Pazar

Çetin Altan: Tevrat'ın Çocukları-V:Sosyalist İsrail



İsrail on beş yıllık devlet ama İsrail kurma çabası elli altmış yıl öteye dayanıyor. Dünya Siyonist Teşkilâtı bir Yahudi devleti kurma amacıyla daha 1897 de harekete geçmiş. Tabiî ilk olarak da bu işi yürütmek için mali bir kaynak yaratmayı düşünmüş ve beş yıl içinde Yahudi Milli Fonunu kurmuş. Bu fon sayesinde başlamış Filistinden geniş araziler satın almıya… Siyonist Teşkilâtıyla anlaşıp Filistine göçmen olarak gelen Yahudiler bu arazileri işletmiye koyulmuşlar…
Siyonist Teşkilâtı Hayfada açtığı bir büro ile göçmen Yahudilerin arazileri nasıl işlettiğini kontrol eder, onların tohum, makine, mesken gibi her türlü ihtiyacını sağlarmış. Göçmenler sadece toprağı verimli şekilde işletmekten ve ziraati geliştirip borçlarını ödemekten sorumluymuşlar. Yoksa teşkilât, bunların kolektif yahut kooperatif yahut başka bir sistem içinde çalışmalarına karışmazmış.
1909 yılında Rusyadan kadınlı erkekli on onbeş kişilik bir göçmen gurupu geliyor. Filistine, Siyonist teşkilâtı ile bir anlaşma yaparak:
- Biz, diyor, kolektif olarak çalışacağız.
Daha o tarihte ne Rus ihtilâli var ortada, ne de bir komünizm tatbikatı. Ve ilk defa bu bir avuç insan, Filistin toprakları üzerinde kolektif bir hayatın örneğini veriyor. Bugünkü İsrailin meşhur Kibutzlarının temeli, işte o tarihte Rusyadan gelen on onbeş göçmen tarafından atılmıştır. Kibutz grup demek. Rus göçmenleri kolektif bir çalışma tarzı yarattıkları köyde kendilerine bu adı takmışlar.
İlk Kibutzu kuranların Rusya’da Tolstoyun tesiri altında kalmış oldukları anlaşılıyor. Tolstoy her insanın kendi ihtiyacını kendi imal etmesine taraftardır. İlk Kibutzun kurucuları da her şeylerini kendileri yaparlarmış. Aralarında para diye bir şey yokmuş. Beraber yemek yer, beraber çalışır, arazilerin Araplara karşı nöbetleşe beraber korurlarmış. Bugün İsrail tarihinde bu ilk Kibutz hareketini yaratanların ismi birer kahraman olarak geçmektedir.  
Bugün İsrailde iki yüz elliye yakın Kibutz var. Seksen beş bin kişi çalışıyor Kibutzlar’da… Kibutz , çalışanların yemeğini, giyeceğini, evini, kitabını, eğlencesini, eğitimini velhasıl her türlü ihtiyacını sağlıyor. Kibutz idarecileri çalışanlar arasında oylama usulüyle seçiliyorlar. Vicdanî ve fikrî inançlar üzerinde hiçbir baskı yok.
Hudut Kibutzları aynı zamanda birer hudut karakolu… Hepsi silâhlı ve savaş anında tertibatlı…
Kibutza gitmek kolay değil…. Buralarda çalışmak isteyenleri önce uzun bir denemeden geçiriyorlar… Herkes uyamıyor bu hayata… Elbiseler bir örnek… Yılda iki yahut üç elbise veriliyor. Ayakkabı öyle.. İç çamaşırı öyle.. Yemekler beraber yeniyor. Para, mülkiyet, miras diye bir şey yok.. Aşk serbest.. Evlenenlere de kimse karışmıyor. Ancak yapılan incelemeler aile hayatının daha kuvvetli olduğunu gösteriyor Kibutzlarda. Ve çocuklara Kibutz kendi eğitimine göre bakıyor. Anne baba günde ancak üç saat kalabiliyor çocuğunun yanında.. Son zamanlarda zengin Kibutzlarda çocuklarımızı yanımıza versinler diye bir cereyan başlamış. Uzmanlar pek buna taraftar değil. Bir aile nasıl olsa günde üç saatten fazla meşgul olamaz çocuğuyla ve üstelik çocuğun terbiyesini de bozar, diyorlar.  Kimse Kibutzlarda çalışmaya zorlanmıyor. Fakat yeni gelen göçmenler iktisadî sıkıntıyla karşılaşınca ister istemez buralarda çalışmayı kabul ediyorlar. Ailelerile birlikte Kibutzlara yerleşiyorlar.
Komünistler Kibutzları beğenmiyorlar ve sevmiyorlar. Bütün Kibutzlar içinde komünist olan bir tek Kibutz var. Komünistlere göre Kibutzlar ne protokoler İhtilâline, ne de yeni bi devlet düzeni getirmekle ilgilenmiyen ve hiçbir sınıfla mücadelesi olmıyan, komünist doktrine aykırı bir takım romantik idealistlerin köyleridir.
Kibutzların bir kısmı fakir, bir kısmı zengin. Zengin olanlarda hayat seviyesi yüksek.. Müşterek çalışma muazzam neticeler veriyor buralarda. Bâzıları genişliye genişliye iki bin kişinin çalıştığı geniş işletmeler haline gelmiş. Bunlar ziraatten endüstriye geçiyorlar. İsrailin en büyük adamı Ben Gurion ise en ilkel Kibutza kayıtlı. Arada sırada gidip çalışıyor orada.. Güzel bir jest.
*
Tel-Aviv’de, bizim Ankaradaki Gençlik Parkına benzeyen kocaman havuzlu büyük bir parkta bir Kibutz sergisi açılmış. Sergiyi gezdik. Hayran olmamak mümkün değil. Bir köşede projeksiyonla ilk Kibutzu kuranların resimleri gösteriliyor. Sonra zamanla buraların nasıl gelişerek bugünkü duruma geldiğini seyrediyorsunuz. Kibutzlarda yetiştirilen çiçekler, meyvalar, ürünler, kibutzlarda yaşıyanların hayatı... Tertemiz konforlu küçük evler… Geniş lokanta salonları… Tiyatrolar… Sanat çalışmaları.. Okullar.. İhtiyarlar için dinlenme yerleri. Çocuk odaları.
Bir Kibutzun nasıl kurulduğunu da görüyorsunuz sergide.. Önce bir şantiye çadırı ve bir su kulesi. Savaşta Kibutzların oynadığı rol… Çocukları saklamak için yer altı barınakları.. Nöbet tutanlar.. Araziye silâhla çıkanlar..
İsrail gökten zembille inmemiş.. İnsanlar böyle çalışıyor da kalkınıyor memleket.
Sergi ışıklar içinde.. Kocaman bir dönme dolap. Işıktan bir okun fırlayıp söndürdüğü aerodinamik bir kule. Küçük bir traktör motorunun çektiği küçük vagonlar.. İsteyenler vagonlara binip öyle dolaşıyor serginin başçesinde..
*
Kibutzların yanında bir de Moşavlar var. Moşavların kuruluş tarihi Kibutzlarınkile beraber. Moşav, ziraat işçisi olan küçük arazi sahiplerinin kooperatifi demek. Bu köylerde kolektivizm yerine kooperatifçilik hakim. Gereken araçları herkes para koyarak alıyor. Kazanç da masraf da çalışanlar arasında bölünüyor. Hayat Kibutzlarda olduğu gibi müşterek değil. İsteyen istediğini giyiyor, istediğini yiyor evinde. 264 Moşav var İsrailde, buralarda da 115 bin kişi çalışıyor. Moşavlara karşı eğilim Kibutzlardan daha fazla. Daha ferdiyetçi Moşavlar. İntibak daha kolay bunlara. Ayrıca Kibutzlarla Moşavlar arası olan köyler de mevcut. Buralarda çalışma ve mülkiyet müşterek fakat aileler ayrı ayrı gönüllerince yaşıyorlar.
Yalnız İsrail Arapları ferdî ziraati tercih ediyorlar. Hükümetin bütün uğraşmasına rağmen verim bir türlü artmıyor buralarda.
Bütün işçiler sendikalara bağlı. Sendikalar birliği olan Histadrout ise İsrail Devletini idare eden bir organ. Histadrout hükümetleri devirir. Histadrout fabrikalar kurar. Histadrout kazançlara hükmeder. İsrailin sosyal tanrısı Histadrout’tur. Şimdi özel teşebbüs de Histadrout’la iş yapmaya başlamış. Ama özel teşebbüsün Histadrout’a galebe çalması imkânsız. Başka memlekette sadece şahsî kârını düşünen yahudi, kendi memleketinde işte böylesine sosyalist oluyor ve emeği piyasa rayicine değil, devlete yarattığı faydaya göre değerlendirmeyi tercih ediyor. Çalışan fakir kalmıyor, çalıştıran çok zengin olamıyor.
Son zamanlarda bu devletçi tutuma karşı yavaş yavaş liberal bir cereyanın başladığı söyleniyor. Bu istikamette de parti faaliyetleri göze çarpıyor. Bir devlet iktisadî temelini sağlam tuttuktan, fakirliği yok ettikten sonra, cereyanların ne önemi var.
*
Türkiyenin İsrail iktisadiyatını yakından incelemesi gerekir kanısındayız. Gerçi İsrailde Türkiyedeki cinsten zengin yok. Fakat Türkiyedeki gibi fakir de yok. Bir defa her işinize devlet iş bulmak, bulamadığı zaman tazminat ödemek zorunda.. Ama herhalde İsrailin tutumu bizim devleti idare edenlerle onları destekleyenlerin işine gelmez. Çünkü o sistem çok fazla zenginle çok fazla fakir yaratmıyor. Herkesi devlete faydalı olmıya zorluyor ve vatandaşların açıkgözlerine, sen bu parayı nereden buldun diye sık sık soruyor. Bizde siyaset ve devlet kese doldurmak isteyenler için güzel bir vasıtadır. İsrailde devlet, gerçekten devlet ve öyle kapkaççılığa, havadan kese şişirmeye müsaade edilmiyor orada. Yahudi birbirini çalmıyor, çalamıyor ve yarattığı kadarıyla geçiniyor.
İsrail’e her yeni gelen getirdiği serveti hükümete bildirmek zorunda. Servetini saklayanlar, üstün bir hayat yaşamıya kalktıkları zaman devlet kulaklarına yapışıyor:
- Sen bu kadar param var, dedin, şimdi nasıl yaşıyabiliyorsun böyle diyor.
Vergi kaçırmıya kalkanlarla da göz korkutmadan, vergiyi de gürültüye getirtmeden mücadele ediliyor.
Mahkemede yargıç:
- Senin bu kadar vergi ödemen lâzım, neden ödemedin diyor.
- O kadar da veremem, bu kadar vereyim mi?
- O kadar olmaz hiç değilse bu kadar ver.
Sonunda sulh oluyorlar.
Biz oradayken hükümet artık bu pazarlık usulünü sona erdirmeyi düşünüyordu. İsrail o kadar fayda ve sağlam hesap üzerine ayak basıyor ki, on yıla varmıyacak zannederim iktisaden dünyanın en kuvvetli memleketlerinden biri olacak.

Yazının altıncı ve son bölümü için tıklayınız...http://yilmazdonmez.blogspot.com.tr/2014/07/cetin-altantevratn-cocuklar-vibirkac.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder