14 Temmuz 2014 Pazartesi

Muzaffer Şerif: Sosyal normların psikolojisi



İzmir'in Ödemiş ilçesinde doğup entelektüel dünyanın saygınlığını kazanan Muzaffer Şerif (Başoğlu) ismi, ‘Sosyal Psikoloji’ disiplininin mahallesine uğramamış bizler için yabancı bir isim. Yabancı gelmesindeki en önemli etken de, ömrünün en verimli yıllarını yurt dışında geçirmesi. O dönem için yassak kabul edilen siyasî fikirleri sebebiyle hak etmediği kısıtlamalara maruz kalan Şerif, Amerika’ya gidip akademik hayatını orada devam ettirmek zorunda kaldı. Aynı İbn-i Haldun’a yapıldığı gibi kendisi ve eserleri uzun yıllar görmezden gelindi,  varlığının ve çalışmalarının üzerine örtü çekildi. İçimizden biri olmasına ve Amerika'da kuruculuk gibi önemli bir unvana sahip olmasına rağmen ne hakettiği itibara sahip olabildi, ne de adına sempozyumlar düzenlendi. 
Son yıllarda Türkçe’ye çevrilen eserlerinin referans eser olarak okutulduğunu, tez ve doktora çalışmalarına konu edildiğini duyuyoruz da ziyadesiyle seviniyoruz. Gölgede kalmış bu ünlü bilim adamının hak ettiği iltifata mazhar olabilmesi sadece kendisi için değil, bu uğraşa yıllarını akıtmış diğer bütün emek sahipleri içinde iyi bir örnek olacak. 
Şerif’in 1985’te Alan Yayıncılık’tan yayınlanan ‘Sosyal Kuralların Psikolojisi’ isimli eserinin önemli yerlerini sizler için buraya yazmaya ve istifadenize sunmaya karar verdim. Kabul edersiniz ki sadece önemli gördüğüm yerleri buraya kaydedebileceğim.  
- Temel psikolojik süreçlerin sonuçları: Algılama, yargıya varma ve hatırlama.
- Tutum ve davranışları etkileyen dış tesirler: a-Nesne, b-Kişi, c-Grup ve d-Kültürel unsurlar.
- Tutum ve davranışları etkileyen iç tesirler: a-Tutumlar, b-Duygular, c-Canlının çeşitli durumları, d-(Dilbilimsel) Kavramlar, e-Geçmiş deneyimlerin sonuçları.
- Kural oluşumunun temelli bir esası olan grup oluşmasının ….
- Bir sorunun reçetesinin yazılması çözümün kendisini vermese bile en azından olanak veren çözüm yollarını ima eder.
- Toplumsal kurallar: Değerler, gelenekler, akımlar ve moda, kalıp-yargılar (stereotipler) ve değişik türler.
- Kurallar ve zihniyetler, geniş çapta, bir bireyin üye olarak bağlı bulunduğu kültürel grubun ürünleridir.
- Tepemizde yıldız kümelerinin bulunması yıldız gruplarına bakarak bundan zevk duymak için yeterli değildir.
- Algı Dayanağı: Bir eylem, inanç ya da düşüncenin altında yatan, bunlara yön ve anlam vererek denetçi ve sınırlayıcı görev yapan değerler ve anlamlar dizgesi.
- Uyarı alanını yapısal olarak oluşturan etkenler: Yakınlık, benzerlik, ortak kader, nesnel çevre.
- Grup etkisi deneyi: Yazar, denek gruplarından, deneyci tarafından verilen önceden dikkatlice belirlenmiş bir gruplamayı (1-2 veya 1-2-3 veya 1-2-3-4 den birini) elleriyle tempo tutarak yüksek sesle söylemelerini istedi. Sonra ek bir denek daha deney odasına getirildi. Sonradan getirilen bu denek ritmin önceden kararlaştırıldığını hiç bilmiyordu. Kısaca ritmi ‘izlemesi’ söylendi. Birkaç dakika için, önceden belirlenmiş denekler yeni deneğin yanında ritmi uygulamayı sürürdüler. Diğer denekler odadan çıkarıldıktan sonra, önceden kararlaştırılmış ritmi bilmeyen deneğe perdenin arkasındaki makineden gelen tik-tak ritmine göre tempo tutması söylendi. Örnek olayların çoğunda denek, odayı henüz terk etmiş diğer deneklerine el hareketlerine ve sesli sayı sayışlarıyla telkin edilen gruplandırmaya uyum gösterdi. Bireyin kendi içe bakışlarından, yoğunluk (vurgu) ve zaman aralıklarının değişikliklerini genellikle bireyin grup etkisiyle tayin edilen öznel ritmi deneyimlediğini gösterir.
- Tüm bu tür toplantıların (dinsel bir tören, konferans, mezuniyet ve düğün töreni vs.) kendilerine özgü, hemen ortaya çıkan ‘atmosferleri vardır. Bu atmosferlerin birey üzerinde tahakküm eden etkileri, ondan hiç olmazsa belli derecede çevreye uymasını talep eder.
- Toplumsal olarak yerleşmiş kurallar bizde birtakım estetik ölçütleri veya diğer bireyler ile olan ilişkilerimizi öngören biçimleri sınırlandırmakla kalmazlar; doğayı algılamamızda ve doğaya olan tutumlarımızı tayin etmekte büyük rol oynarlar.
  
-  Bir deneyde, kişiler grup içinde ve yalnız olarak kötü kokulardan parfümlere kadar bir dizi hoş ya da hoş olmayan kokular hakkında yargılarını belirttiler. Grup durumlarında hoşluk veya nahoşluk yargılarında aşırılıktan genel olarak kaçınıldı; kötü kokular grup içinde, yalnızken verilen yargılardan daha az kötü; ve yine grup içindeki yargılarda hoş kokular, yalnızken verilen yargılardan daha az hoş olarak tahmin edildi. Bu, grup durumlarında bir düzeyleşme etkeninin bulunduğunu gösterir.
- Bir araştırmacı, grupların düşünce üzerindeki etkisini araştırmak için ‘kişilerin beş dakikalık süreler içerisindeki kısa tartışları grup içinde ve yalnız olarak yazmalarını sağladı.’ Sonuçlar bireylerin ‘üçte ikisinin en iyi tartışmaları büyük çapta grupla çalışırken değil, yalnız çalıştıkları sırada ortaya koyduklarını göstermektedir.’

- Slogan veya kestirme yoldan bir çözüm yolu, birey kalabalığın üyeleri arasında olmadığı zamanlarda da, bunlara bir uyarı yapıldığında bireye rehberlik işini görürler.
- Sosyolojik yaklaşımlı yazarlar bireyin kitle içinde kendi benliğini yitirdiğini söylemektedirler… davranışları artık onun kendi davranışları değildir; o, önderin taşkınlıklarına veya grubun şiddet eylemine olumlu karşılık veren basit bir araçtır.
- Gergin bir grup durumunda birey, grubun bir üyesi olarak davranır; grup durumu uymayı gerektirir. Birey uymak istemese de (kendi çıkarlarını, birçok açıdan durumun çeşitli yanlarını tartsa da) durumun bir parçası olduktan sonra grup uyması için ona baskı yapar.
- Bireyin, gözü dönmüş bir kalabalığın genel bir patlayışına yakalanmasıyla insanlık dışı davranışlarda bulunduğu doğrudur. Öte yanda, grup ahlâk ve fedakârlığın en yüksek faziletlerini verebilir.
- Tarihte önemli popüler eylemlerin, artık bir afetin korkusu altında veya halkın hayatı üzerine zorla uygulanan koşulların zalimliği veya halkın hayatını yöneten kuralların katılılığı altında ulaşacakları kesin amaçlar daima olmuştur.
- Bir kez bir slogan böyle bir konuma eriştirildikten (ortak, çok değerli ve kutsal bir konum) eyleme sürüklenmeleri için bireyleri kullanır ve aldatabilir; slogan adına birçok büyük işler yapılabilir. Semboller,  sloganlar ve değerler bir kez gruplar için ölçütlendirildikten sonra değer kazanırlar, hatta kalıpyargılar (stereotip) olarak bile çok canlılık taşırlar.
Bir kez bir grup veya kitle o yönde kesin bir yöntem alır ve o yönde önemli bir değer kazanırsa, bu eylemi başlatan ve sloganları çıkaran önder bile bunu durduramayabilir.
- Bunlara (grubun mevcut kurallarına) meydan okuyan birkaç kuşkucu havari, eksantirik, belâ arayan veya deli sayılıp, bu kimselere değişen derecelerde kinle karışık öfkeyle veya şiddetle karşılık verilir.
- İnsanlar karşılaştırma yapmak için herhangi başka bir ölçütten yoksun oldukları hareketleri algıladıkları vakit, sonuçlar o bireye özgü sınırları belli olan bir sırayı ve noktayı (bir ölçütü veya kuralı) öznel olarak kurduklarını, sonuçların diğer bireyler tarafından kurulmuş sıra ve noktaya göre farklı olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Başka bir deyişle, bireyler, sınırını kestirme olarak saptayacak nesnel bir dayanağı olmayan bir hareketi yineleyerek algıladıkları vakit, birbirini izleyen bu birçok deneyin gidişi içerisinde bireylerde bir ölçüt (bir kural ve algı dayanağı noktası) gelişir.
- Yargısını ilk defa yüksek sesle açığa vuran kimsenin diğerlerinin yargıları üzerinde daha fazla etkili olup olmadığı, önderlik bakımından çalışma gerektiren ilginç bir konudur.
- Bir birey kendi içerisinde oynak ve yapısal olmayan uyarı durumuyla karşılaştığı vakit, o sıra içerisinde bir kural ve bir sıralama kurar. Her kişide oluşan sıralama ve kural o kimseye özgüdür. Diğer kimselerin farklı derecelerde geliştirdikleri sıralamalardan ve kurallardan değişiklik göstererek, kendi içlerinde tutarlı ve durağan bireysel farkları açığa vururlar.
Bireyin kendi içerisinde bir sıralama ve bir kural bir kez gelişince, bir grup durumuna sokularak bireysel oturumlarda kurmuş oldukları kendi kuralları ve sıralamaları ile gelen diğer bireyler ile bir araya getirilirler ve kurallar ve sıralamalar birbirlerine yaklaşma eğilimi gösterirler.
Bireyler aynı oynak ve yapısallaşmamış durumlarla grubun üyesi olarak ilk kez karşılaştıkları vakit, gruba özgü olan o sıra içerisinde bir kural ve bir sıralama yerleşir. Eğer birbirini izleyen oturumlarda grup kurallarında bir artma veya azalma varsa, bu, grubun sonuçsal etkisidir; her üyenin kuralları her oturumda ortak bir kurala göre azalır veya artar.
Bir grubun üyesi grubun kuralı ve sıralaması yerleştikten sonra aynı durumla yalnız başına karşılaştığı zaman durumu grup durumundan edindiği sıralama ve kural ile algılar.
Grubun üyeleri yargılarında birbirine yaklaşma eğilimi ile ortak bir norm ile durumunu yapısallaştırırlar.
-Her olayda benim yargım daha önceden verilmişti ve diğer kişi ne söylemiş olursa olsun yargımı değiştirmedim. Ama bunu izleyen gözlemlerde, benim yargılarım diğerlerinin yargılarına göre uyumlanmıştır. Birkaç gözlemlemeden sonra, daha önceden aynı yargıda olmam veya olmamam kendi görüş açımın ayarlanmasında etkili oldu.
- Her bireyin grup durumunda etkilenmiş olduğunun veya kişinin ve diğer grup üyelerinin birbirlerine yaklaşım göstererek ortak bir norma doğru yol aldıklarının farkında olması gerekmez. Aslında, deneklerin çoğunluğu daha diğerleri konuşmadan verecekleri yargıların kendi zihinlerinde yeralmış olduğunu haber vermekle kalmamakta, diğerleri tarafından etkilenmediklerini bildirilerinde sunmaktadırlar.
- (Toplum değerleri) bireyde bir kez benimsendikten sonra kişisel bağlılık gösteren duygusal özellikler taşırlar.
- Bir adam adamakıllı bir yemek yiyip doyduktan sonra yiyecek onun için yine acıkıncaya kadar çok değerli bir şey olmaktan çıkar; eğer hâlâ bir değer taşıyorsa bunun nedeni, açlığın gelecekteki giderilişine esas oluşturmasıdır.
- Bayrağımız, şerefimiz ve yüceltilen herhangi bir şeye verdiğimiz değerler vardır. Bu bağlılıklar öğrenilir. … Bu gibi değerler bizde oldukça kalıcı bir takım tutumlar oluşturarak, bizden bitmeyen bağlılık ve sadakat beklerler.
- Bir jimnastik dersinde öğrencilerin sağ ellerini kaldırmalarını ister ama önceden talimat verildiği üzere sevilen öğrenciler yanlış şeyi yaparlar. Bununla birlikte, sevilen öğrencilerin değil de, sevilmeyenlerin yanlış hareket ettiği diğer öğrencilerce bildirilmiştir. Farnsworth ve Beaumont deneklerine ‘bilinmeyen’ ressamların altlarında birer paragraf övgü veya yergi yazılı resimlerden verdiler. Bu paragraflar eserlerin değerlendirilmesinde duygusal etkiler yarattı.
- Bir kez bir değer ölçüsü ölçütleştirilip gruba özümsendikten sonra örneğin, anavatan için duyulan sevgi, nesnel bir gerçeklik kazanır.
- Toplumsal değerlerin bireyin içeriğinde özümsenmesinin incelenmesi; diğer bir deyişle, tutumların ne yolda oluştuğunun kesin olarak analizi. Bu, algı, öğrenme, düşünme vsb psikolojik yönlerde olduğu kadar, yaşa ve bireysel farklara bağlı, seks, yaş, sinirlilik vb. ve de toplumun genel yapısının sosyolojik bir gözden geçirilişi, bireyin ait olduğu ekonomik sınıf, kişinin toplumsal arkaplanı ve bir parçası olduğu kritik toplumsal durumları kapsar.
-  Lewin: Nesneler çocuğa tarafsız değil, onun davranışı üzerinde anında psikolojik etkileri vardır.
- Elde edilen sonuçlar küçük çocukların büyükler tarafından yasak edilmiş şeyleri kötü olarak düşündüklerini göstermiştir. Bu yaşta, büyükler tarafından kabul ettirilen kuralların ‘dokunulmaz olduğu, yetişkinlerce buyurulmuş oldukları ve sonsuza dek geçerli sayıldıkları( görülmüştür. Görüldüğü gibi çocuğun ahlâkı başkaları tarafından kabul ettirilir türdendir.
- Bir kampüste çıkmakta olan günlük bir gazetede Mr. Hughes’den sözeden lehte ve aleyhte başmakaleler yayınlayarak adetâ tohum etkiler. Elde edilen sonuçlar vargısaldır. Yazarların sözleri ile, lehte yazılan başmakaleleri okuyan deneklerin % 98’i obje olarak seçilen kişinin yanında yer aldı ve aleyhte yazılan başmakaleleri okuyanlardan % 86’sı bunun tersine bir yanlılık gösterdi. Burada uyarı alanının başlangıçta duygusal olarak doldurulmadığı bir tutumun nasıl kolaylıkla oluşabileceğini görüyoruz.
- Günlük hayatta tanıdık bir kimsenin yanında iken kendisinin ileri sürdüğü bir konuya kararsızca veya olumsuz olarak bir tepki göstermemiz az rastlanan bir olay değildir. Belki de güçlü bir prestij sağlamadıkça veya ağır baskı altında olmadıkça ileri sürülen düşünceleri veya tavsiyeleri olduğu gibi kabul etmeme eğilimi bulunmaktadır.

Not: Her ne kadar kitabın adı 'Sosyal Kuralların Psikolojisi' ise de Nuri Bilgin Hocanın 'Toplumsal toplumla ilgili (societal): 4-5 kişinin ilişkisini anlatmıyor. Kural da gerekirlilikleri çağrıştırıyor' şeklindeki hatırlatmasıyla başlığın 'Sosyal Normların Psikolojisi' şeklinde olmasının daha doğru olacağına kanaat getirip düzelttim. Bilginize...
            - Konum: Bireyin a-görevi, b-sorumluluğu ve c-ayrıcalıkları demektir.    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder