24 Nisan 2015 Cuma

The Conspiracy-Komplo (2012)



THE CONSPİRACY (Komplo) 2012 Film

Yönetmen : Christopher MacBride
Yazar : Christopher  MacBride
Yapımcı : Lee Kim
Vizyon Tarihi:     20 Eylül 2012
Süre: (1s 23dk)
Oyuncular:    Aaron Poole, James Gilbert, Alan C. Peterson, Bruce Clayton
Tür:    Gerilim , Korku
Ülke:    Kanada

Özet :

İki yakın arkadaş olan genç sinemacılar Aaron ve Jim yeni belgesellerinin konusunu belirlemişlerdir. Çılgın bir komplo teorisyenini Terrance G. konu edecekleri bu proje için basit bir iş ilerleyişi düşünmektedirler. Teoriler üzerine konuşacakları birini olup konu üzerine konuşturacaklardır ve bu iş basit bir iş gibi görünür. Fakat işler daha karışık olacak gibidir. Teorisyen konuştukça iki gencin başta saçmalık olarak düşündükleri konular zamanla onlar için mantıklı hale gelmeye başlar. Proje askıya alınır. Taraflardan biri araştırmaları durdurmayı istese de diğeri bu projeyle ilgili saplantılıdır ve araştırmalara devam eder ve şok edici bir neticeyle karşılaşır.

Filmden Kesitler

” Dünya, gördüğünüz kişilerden  farklı olarak
hayalî örgütler tarafından yönetilmektedir.”
Benjamin Disraeli,
İngiltere Başbakanı1874 – 1880
Terrance G.,  genç sinemacı olan Aaron ve Jim diyor ki:
Biz insanız! Biz sizinle uğraşacak kadar kalabalık değiliz!
Biz savaşlar için yem olacak piyade değiliz!
Biz özgürlüğü hissediyoruz ama bu özgürlük değil. İnsanları özgür düşünüyorum, ama değiller . Özgürlük için mücadele edecek kadar güçlü de değiliz.
 Bizim özgürlüğümüz, seçim yapma şansımız bir yanılsama. Seçtiklerimizin kendilerini benim kadar komplo teorileri içinde göremiyorum. Onlar komplonun kendisi. Bu  gerçekten büyüleyici bir toplumsal olgudur, biliyorum ve biz bunu gidermek için anlamak için denemek zorundayız.
Bizler bir hata yaptık.
Bizler büyük bir hata yaptık . İşte onlar zenginler. Bu toplumu biz yarattık.   Biz köle olduğumuzu biliyoruz. Onlar daha iyi biliyorlar.
Köleler ! Köleler ! Köleler !
Onlar bizi izliyorlar. George Orwell-1984 teki Big Brother bir gün bizleri her şeyimizle izliyor olacaklar. Big Brother (Büyük Birader) ona kendimizi teslim etmemizi istemektedir.  Onların hakkında anahtar kelimeler ile internette arama yapıyorsanız sizi muhakkak takip edeceklerdir.
“Onlar ” kim?
 Benim düşünceme göre, Bilderberg Grubu, Illuminati , Bohemian Grove,  Dış İlişkiler Konseyi,  Halliburton,  Kailow Group,  Askeri – endüstriyel kompleks , Rothschild , Rockefeller , DTÖ , CIA , NSA , MI6 , MFI , Dünya Bankası.
İzlenmek istemiyorsanız, dünyadan çıkın, denilse de; çıkacak bir yerimiz yok
Onları biliyorum. Bunu bilmek gerekir.
Yalnız, bir adam olarak, ben onlar için herhangi bir tehdit değilim, ama bu bir fikirdir. Benim yapabileceğim bu bilgileri megafon ile sokakta dahi bildirmek. Her zaman bir iki olur.
İki yakın arkadaş olan genç sinemacılar Aaron ve Jim, yukarıdaki sözleri ve komplo bilgisini paylaşan Terrance G.yi  tekrar geldiklerinde bir daha izini hiçbir yer de bulamayacak şekilde kaybettiler. Sadece döküntü belgelerini toparlayabildiler.
 İki genç bu kaybolma olayı üzerine ve  son zamandaki olaylar hakkında yorum yapmaya başladılar.  Bazen Terrance G. nin şizofren olabileceği yargısına dahi düştüler.
 Dünya olayları üzerinde fikir yürütmenin nasıl yapılacağını öğrendiler. Mesela bir kanun çıkınca arkasında veya önünde hangi olay olduğunu araştırmak ve üzerien mavi raptiye yapıştırmanın ne olduğunu öğrendiler.
Fed , I. Dünya Savaşı , 9/11 oluşumu  vb. olayları ayrı olarak değil ilgili olarak düşünmeyi denediler.
Sonra buldukları tarihleri bir dizi üzerinde odaklamaya karar verdiler. Öyleki  Google’da tarihler araştırılınca, bahsedilen büyük dünya olaylarından önce bir toplantının  gerçekleşmesi onları kaosa ve korkuya düşürdü. Tarsus Kulübü toplantıları.  “Tarsus PR.”
Bu kulüp hakkında 2003 yılında Time dergisinde bir  yazı  yayınlanır..
Tarsus Kulübünde, kurumsal liderler, zengin insanlar, büyük dünya oyuncuları, siyasetçiler vardır.. Tarsus kulübü,  Dünya Ticaret Merkezi Binasındaki ofislerinde  Nisan 1946 , Mayıs 1962 , Mayıs 2001 yılında özel toplantılar yapmıştır. . Yani , Nisan ’46 Mayıs ’62 , Mayıs 2001.
Tarsus Kulübü ve benzerlerinin tek bir hedefi vardır. O da “Yeni Dünya Düzeni” .
Bir tek – dünya hükümeti bir planı, bu gezegendeki her ulus ve her kişiyi kontrol edebilmek. Onların  hedefini, herkes dolaylı şekilde istemeye başladı. Alice Bailey , H. G. Wells , Adolf Hitler , Gorbaçov , George Soros , Herbert Walker Bush. Bu insanlar bir noktada yeni bir dünya düzeni için çağrıda bulundular. Hepsi aslında tek bir ortak eleman ve gizli bir bağla birbirlerine bağlıydılar.
Tarsus Kulübü ve diğer gizli örütlerin ritüelleri vardır. Ritüellerini ve  inançlarının uygulamasını kadim adetler ve son derece gizli  olarak yaparlar.   Filmde varsayılan Mitraizm üzerinde durulmaktadır. 
Mithras 4.000 yıl önce ilk defa İran’da çıktı ve bir tanrı oldu. Şimdi, Efsaneye göre, Aralık 25 tarihinde doğdu . O öldü ve üç gün sonra dirildi. Unutmayın, bu İsa’nın doğumundan 2.000 yıl önce oldu. Birçok bilim adamı bu Hıristiyanlığın temeline de bu olay işlendi.
Onlar dünyanın ilk gerçek gizli bir toplumu oldular. El sıkışmaları bile bir işarettir. Birçok dünya lideri bu gizli topluluğun üyesidir. Dünya liderleri elleri ile tokalaşırken bu farklılığı görebilirsiniz. (Belgeselde gösteriliyor.)
Tarsus Kulübü üyesi Yeni Dünya Düzeni mensuplarından “Murray Chance” diyor ki; 
Komplo çığırtkanlığı yapan insanlara  küçük bir sır vermek gerekirse;  Küresel liderler bir araya gelip işbirliği yapmalılar . Bu şekilde bütün uluslar ve insanları tek bir genel toplum içinde bir araya getirip yeni bir dünya yaratalım. Her şeyi düzeltelim.
John Fitzgerald Kennedy’in ifadesi ile özgürlük istiyoruz.
” Gizlilik ” özgür ve açık bir toplumda iğrenç bir şeydir. İnsanların doğal ve tarihsel olaylarını etkileyenlerin, gizli yeminleri etmesi, gizli cemiyetlere bağlı olması ve onlara karşı çıkan insanlara gizli işkenceler yapmaları ne korkunçtur. . Biz gece gerillaları yerine, gözdağı vermek için, özgür seçim ile seçimlerde bu gizli örgütleri devirmek istiyoruz. Onların gizli işgal ile sızmalarını engellemek ve kendi nüfuz alanımızı genişletmek için gizli yollara başvurmamalıyız. Öncelikle ben halka güveniyorum. Ancak monolitik ve acımasız komployla karşı karşıyayız.”
[Allah Teâlâ buyurdu ki;
“Rabb’in isteseydi insanları bir tek ümmet yapardı ama ihtilaf edip durmaktadırlar.”(Hûd, 11:118).
“Rabb’in isteseydi yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. O halde sen mi insanların inanmaları için zorlayacaksın” (Yûnus, 10:99).
“Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah sevdiğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir.” (Kasas. 28:56).]
Hz. Musa aleyhisselâmın ve kavminin baş belası olan  “Buzağı Taparları”,  o zamandan beri insanların hayatını mahvetmeye devam etmektedirler.  İhramcızâde]
Ek bilgi için:

Film Alt Yazısı

İnsanız biz! 
Aşırı nüfus artışının ortadan kaldırılması gereken bir belirtisi değiliz sadece! 
Savaşlarınızda kullanabileceğiniz piyonlardan ibaret değiliz! 
Bizler, özgürlüğümüz için savaşırız. Özgürlüğün tadını biliriz çünkü, ama bu özgürlük değil! Hem de hiç değil!  İnsanlar özgür olmadıkları hâlde kendilerini özgür sanıyorlar. Bize bu özgürlük illüzyonunu yutturdular. Sözde kendi kararımızı kendimiz veriyoruz.  Komplo teorilerinin kendilerinden öte ilgimi çeken, bu teorilere inananlar oldu.  Bu, gerçekten de ilgi çekici bir toplumsal olgu ve bu olguyu ortadan kaldırmak için önce anlamaya çalışmamız gerek.  Hata yaptık. Hem de kocaman bir hata. Bizi yönetenlerin dehası da burada ortaya çıkıyor bu adamların inşa ettikleri toplum gözünün önündekini inkâr etmeye şartlanmış bir hâlde. Gözümüzün önündeki şey ne?
 Hepimizin köle olduğu
2011 yılının Haziran ayında, iki yönetmen yaşadıkları civardaki “Terrance G.” adlı komplo teorisyeniyle ilgili bir belgesel çekmeye başladı.
Biziz, Terrance .
– Nasıl gidiyor?
 – Dostum. Nasılsınız?
 – İyiyiz .
– İçeri buyurun. Haydi. Temizlik yapmayalı bayağı oluyor. Hiç önemli değil. Evi şöyle etraflıca bir çeksek  Tabii, olur .
– Her yeri çekin, bana uyar .
– Tamam. Her şeyim ortada gibi hissediyorum. Hiç önemli değil. Biz sadece  Ortalığın kusuruna bakmayın! 
KOMPLO KAFE
– Sanal Sohbet Odası  600,714 ÜYE  N’aber Ateşböceği?
 Ben T-Rex. Nasılsın bakalım. Burası da  Ben buraya Savaş Odası diyorum. Okuduğum her şeyi, bulduğum her malumatı yaşanan her olayı, onay alan her yasayı getirip buraya asıyorum. Dikkate değer bulduğum ne varsa. Dostumuz, Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti’yle ilgili yakın zamanlardaki birkaç dikkat çekici olaya bakalım. 2006’da Sıkıyönetim Mahkemeleri Yasası onaylanıyor. Bu yasa, ABD vatandaşlarının belirtilmeyen bir bölgede süresiz bir biçimde alıkonmasına izin veriyor. İşte bu!  İnsanların hep sorduğu şu böylesine büyük bir komplo döndüğünü ben nereden biliyorum?
 Gücü her şeye yeten bu liderlerin, gerçekten gücü her şeye yetiyorsa nasıl oluyor da benim böyle bilgilere rastlamamı neden önlemiyorlar?
 Federal Acil Durum Yönetim Kurulu, din adamlarına, bir sıkıyönetim hâlinde devletin isyanları bastırmasına nasıl yardımcı olabileceklerini öğretmek üzere eğitim çalışmalarına başladı. İşte bu!  Cevabı basit. Benim yaptığım araştırmayı yapıp da benim bulduğum şeyleri bulmak kolay. Sizin bana dönüşmeniz kolay ama bana benzemeyi istemezsiniz. 2009 yılında, HR 645 no’lu yasa İç Güvenlik Teşkilâtı’nın ulusal bir acil durum sırasında ABD vatandaşlarını eğitmek üzere FADYK kampları kurmasına izin veriyor.
Tamam mı?
 Hepsini ayrı ayrı sebeplerle aklayabilirsiniz ama birleştirdiğinizde bir örüntü görülmeye başlıyor. İşin sonunun nereye varacağı belli oluyor.  Terrance’yi ilk bulan bu yanımdaki arkadaştı. Bir video gönderdiler rastgele saçma bir şey olur ya. 
KOMPLO MANYAĞI
Lütfen yavaşlamayın bile. İş yerlerinize doğru koşuşturmaya devam edin. Tüketmeye devam edin. İnsan değilsiniz siz, koyun sürüsüsünüz. Mee! Meee! Hepinizi izliyorlar. Herkesi gözetliyorlar. Beni mi dinliyorsunuz?
 Demek ki, psikopatsınız. Köleler! Köleler! Köleler! İşlerin boka saracağı zamanlar için kamplar yapıyorlar bu arada. Meee!  Videodan öte, asıl ilgimi çeken altına yazılan yorumlar oldu.  İnsanlar onunla dalga geçmiyordu, onunla hemfikir oluyorlardı.  Hem de bayağı bir insan. 
SAKLI EFENDİLERİNİZİ TANIYIN 
İnternette koca bir grup bir tür yeraltı grubu, dünyanın gizli güçlerce yönetildiğine inanıyor.  Nesiller boyu, gizliden gizliye işleri yürüten kişiler bütün geleneksel medya araçlarına sahip oldukları için gizlenebiliyorlardı. İnternet bütün bunları değiştirdi. 
GİZLİ TOPLULUKLAR  FARMASONLAR ORTAYA ÇIKTI 90,115 İZLENME 
Her türden insan kapımıza geliyor. Müşterilerimizi bir noktada birleştiren en önemli şey hepsinin gerçeğe olan bağlılıkları. Herkesin cevabına ulaşamadığı birkaç sorusu var.  Kilit nokta Federal Rezerv.  ABD Hükümeti sözde mali istikrar sözü veriyor sebebi de Rezerv’in hiçbir şey olmasa bile para basabilmesi ama ne olursa olsun, hükümet sürekli Rezerv’e borçlu kalacak. Hem de sürekli. Bilgilerinizin asıl kaynağı internetteyse niye buraya gelesiniz ki?
 İnternet, bir yandan baştakiler için tehlike olsa da aynı zamanda onların en önemli silahı. İnternette yaptığınız her şey izleniyor.  Gönderdiğiniz her e-posta, girdiğiniz her site eşinizin Facebook’undan baktığınız her resim, hem de hepsi.  George Orwell, Büyük Birader’in bir gün bizi izleyeceğini tahmin etti tahmin edemediği şey, Büyük Birader’i kendimiz yaratıp ona gönüllüce teslim olacağımızdı.  Belli anahtar kelimeleri arıyorsanız, sakıncalı şeyleri araştırıyorsanız internetteki komplo sitelerinde geziniyorsanız kesinlikle aranan bir kişi olursunuz. 
OHIO MİLİSLERİ: SİLAHLANMA ÇAĞRISI 
Bir şeyler yaklaşıyor.  Hak ve özgürlüklerimizi öylece söküp alamazlar.  Bu ülke milisler tarafından kuruldu.  İngilizleri alt ettiğimizde Amerika ordusu diye bir şey yoktu.  Şimdi aradan iki yüz yıl geçti ve yine despotlar ülkeyi ele geçirmiş durumda. Bir sürü kişinin “onlardan” bahsettiğini duyduk. Peki kim bu “onlar”?
 – Bence, Bilderberg Grubu .
– Illuminati .
– Bohemian Grove .
– Yabancı İlişkiler Konseyi .
– Halliburton .
– Carlyle Grubu. Askeri-endüstriyel tesisler .
– Rothschild .
– Rockefeller .
– Dünya Ticaret Örgütü .
– CIA .
– NSA .
– MI6 .
– IMF .
– Dünya Bankası.  NE SPREYLİYORLAR?
  POLİS DEVLETİ  KÜRESEL NÜFUS AZALTIMI  NEYDEN KORUYOR?
  Bütün bu bilgilerle nasıl başa çıkabiliyorsun?
  Bir insan, bütün bunlarla ne yapabilir ki?
  İnternetteki arkadaşlarıma hep şunu derim sadece kendi grubumuzda kalmamız bu meseleleri, sadece bu çemberde tartışmamız yetmez.  Dünyaya açılmamız gerek.  Diğer insanların çemberlerine girmemiz ne gerekiyorsa yapıp diğerlerine de gerçeği ulaştırmamız gerek.  Tam olarak neyi başarmayı umuyorsun?
 Benim bildiklerimi öğrenmeleri gerek. Bir başıma, tek başıma hiçbir tehlike arz etmiyorum ama aslında bir fikrim ben. Bir fikrin vücut bulmuş hâliyim ben çözdüysem er geç başkaları da çözecek sonra elinde megafonla sokağa çıkan iki kişi olacağız. Sonra elinde megafonla sokağa çıkan on kişi olacağız. Sonra yüz kişi olacağız. Ya dinlemiyorlarsa bile?
 Sen dinliyor musun?
 Nasıl yani, bizzat ben mi?
 Evet! Önemli olan da bu, senin dinlemen. Onların dinlemesi. Siz dinliyor musunuz?
  Şöyle bir dönüp bakıyorum da keşke ağzından çıkan hiçbir sözü dinlememiş olsaydık.  Selam Terrance, bir kontrol edeyim dedim.  Bir süredir haber alamadık da senden.  Selam T, sadece iyi olduğunu bir duyalım diyoruz.  Ara da iyi olduğunu görelim.  Selam Terrance. Selam Terrance   20 Temmuz 2011’deki röportajlarının ardından Jim ve Aaron, Terrance’a dört hafta boyunca ulaşamadı.  Terrance, Jim ben. Ne yapsak bilemedik. Senin için endişeleniyoruz.  Ara da iyi olduğunu öğrenelim.  Terrance! Burada değil. 
24 AĞUSTOS 2011
Terrance’a ulaşmak için aklımıza gelen her yolu denedik. Gidip birine sorayım mı yani?
 – Sor işte .
– Tamam be tamam .
– Polislere sorduk .
– Polislere bulaşmadık. Hastaneye baktık diyecektim. Hastaneye baktık.  Hastane kaydı yok yok olduğunda gidebileceği bilinen bir akrabası yok .
– Birine git sor işte .
– İşte böyle, tamam. Merhaba, ben T-Rex’in bir arkadaşıyım. T- Rex, bu sohbet odasının müdavimi değil mi?
 Ne oluyoruz amına koyayım?
 Vay be, harika oldu. Boş ver madem. Evini aradık, kapısını çaldık. Ses seda yok. Ne yapıyorsunuz şimdi?
 Bütün eşyalarını öylece çöpe mi atacaksınız yani?
 Bunu görüyor musun?
 Aaron. Ne yapıyorsun?
 – Bir ömür sürecek bunu toparlamak .
– Peki, tamam. Tam olarak ne arıyoruz burada?
 Haydi. Aç şunu. İki dakika daha. Sadece iki dakika verin, tamam mı?
 Utanmasalar eve bırakmamızı da isteyecekler! Bu adamı bulmak için gerçek dünyada başka ne yapabiliriz, hiç bilmiyorum. Şey ihtimalini de göz önünde bulunduralım belki uzay gemisi geri gelip almıştır onu. Komik olduğunu biliyorsun. Gülebilirsin. Şimdi ne yapacaksın dostum?
 Pes mi edeceksin, yoksa  Doğrusu hiç bilmiyorum.  Az önce dediğimi duydun mu dostum?
  Bizzat gözlerimle gördüğüm şeyi sorgulama şimdi, tamam mı?
  20 TEMMUZ 2011
– Terrance’la Son Röportaj – Bir de şu piç ar. Şu herifi de çek. Şu köşedeki herifi çek. Nereye gitsem gölgem gibi peşimde .
– Casus kesin .
– Bence sadece bisiklete binmeye çıkmış. Ben bu adamı her gittiğim yerde gördüm. Siktir git lan!  Seni be belanı! İnsanlar öylece ortadan kaybolmaz. 
30 AĞUSTOS 2011 JIM’İN DOĞUM GÜNÜ
– Çok mu Asyalı geldi?
 – Hayır, çekme bunu. Bu muhabbetimizi çekme. Bak, merhaba de. Babişkonun filmine merhaba de. Merhaba. Delta Phi işte bebeğim! Tut beni. Düşecek gibi   Pentagon, şu uçak kazası.  Pentagon’daki şu sözde uçak kazasında yüz farklı kameranın çektiği görüntülere el konuldu elimizdeki tek görüntüde de patlama var ama uçak yok. Pakistan’ın istihbarat başı 11 Eylül saldırılarından hemen önce Muhammed Atta’ya yüz bin dolar aktarıyor. Saldırının olduğu günün sabahı da Ahmed, Washington’da kahvaltı ediyor .
– Kapa lan çeneni!  Evet.  ISI’nın istihbarat müdürünün 11 Eylül’de Washington’da olduğuna ve 10 Eylül’de, Pakistan’dan bu bölgedeki gruplara yüz bin dolar aktarıldığını söyleyen raporları gördünüz mü?
  O raporu görmedim ve müdürün benimle görüşmeye gelmediği belli. 11 Eylül saldırılarına kaynak sağlayan adam neden saldırı öncesi CIA ile görüşüyor?
  11 Eylül’e kaynak sağladı değil mi o piç?
  United’ın 93 no’lu uçuşuna.  O gün çekilmiş, kaza yapan bir uçak resmi göster bana   O gün üç bin kişi katledildi, tamam mı?
 Üç bin kişi.  Kimse böyle bir şerefsizliği planlamış olamaz!  Birinci Dünya Savaşı’nda kaç kişi öldü?
  Ne, ne söylüyorsun sen amına koyayım?
 Birinci Dünya Savaşı, 1913. Woodrow Wilson’un kıdemli danışmanı Edward House’un bir deniz altı tarafından vurulması amacıyla yolcu gemisi RMS Lusitania’yı kasten Alman kontrolündeki sulara gönderdiği bilinen bir şey.  Vuruldu da.  Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesine de bu sebep oldu. Tonkin Körfezi Olayı! Tonkin Körfezi!  İki ABD gemisi, üç Vietnam gemisi tarafından saldırıya uğruyor ABD’nin Vietnam’daki çatışmaya dahil olmasını da bu sağlıyor.  2005 yılında, NSA gizli bir belgeyi halka sundu.  Belgeye göre, Tonkin Körfezi Olayı hiçbir zaman gerçekleşmedi! Hiçbir zaman!  Salt olarak 11 Eylül’e bakarsanız bizlere böylesine büyük bir yalan söylenmesi imkânsız geliyor ama tarihteki her şeyi göz önünde bulundurursanız hükümetin kendi ülkesine sahte saldırılar düzenlemesinin savaş çıkartmak için kullanılan en eski ve en sık kullanılan taktiklerden biri olduğunu göreceksiniz .
– Çok boktan bir durum .
– Neymiş boktan olan?
 Sadece   Terrance ve onun gibiler yanılıyorsa eğer böylesi hayallere kapılmaları çok boktan bir durum. Yanılmıyorlarsa da  Bunu yapmak istiyorsun. Bunu yapmayı istiyorsun. Yapmak istediğini sen de biliyorsun. Sikerler. Tamam, şununla başlayalım.
 2 EYLÜL 2011
– Bana göre şöyle, tamam mı?
 Şimdi bakıyorum da mesela üstü çizilmiş yerleri birbiriyle eşleştirmeye çalışacak kadar çaresiz durumdayım. Raptiyelerin nereye konduğu da önemli. Bugün kaydetmeye çalışacağımız projem de raptiyeleri deliklerin oldukları yerlere yerleştirerek çözmeye bakacağız. Çünkü adam, bir dizi tarihi yerleştirmiş buraya ve belli ki, bir şekilde önem arz eden olaylarla eşleştirmiş .
– Baksana bir .
– Evet. Adamın araştırdığı şeyler bunlardı sonuçta bu yüzden de  – Biliyorum da, Aaron. Aaron! Ne oldu?
 Maksadını anlamıyorum be dostum .
– Gidip de bu adamın  – Tamam.  bu akli dengesi bozuk adamın saçmalıklarının peşine düşmenin. Tam olarak hangi noktada bu kanıya vardın, akli dengesinin bozuk olduğuna yani?
 Ne yani?
 Aradığın şey ne?
 – Bir araya getirip ortaya ne çıkaracaksın?
 – Henüz bilmiyorum! Ne olduğunu bilmiyorum! Ne olduğunu bilmiyoruz! Sadece   Terrance, o mavi raptiyelerinden birini şemaya her yerleştirişinde belli bir olayı daha büyük bir örüntüyle birleştiriyordu .
– Bunu yapabilir miyiz lütfen?
 – Tamam, devam et.  Onun gördüğü örüntüye inanıp inanmamanız hiç önemli değil. Olay, adamın sürekli bir örüntü görmesi. Adam oraya bütün büyük komplo teorilerini yerleştirmiş! Şöyle bir baksan  Uzun süre bu şemaya baksan ne görmek istiyorsan onu görmeye başlarsın! Bilmiyorum .
– Mutlu bayramlar .
– Mutlu bayramlar mı?
 – Mutlu bayramlar .
– İyi, tamam. Biraz ara vermem gerek be.  Komplo teorilerine olan inançla ilgili olay tersini kanıtlayamıyor olmanızdır.  Bizi kontrol etmeye ve yönlendirmeye çalışan gizli efendilerimizin olmadığını ispat edemezsiniz. Paranoid şizofreni hastaları genellikle bilinçaltlarında, tersi kanıtlanamayacak hayaller yaratırlar.  Bu sayede, hayallerini istedikleri gibi sürdürebiliyorlar.  Komplo teorilerine inanan herkes şizofrendir demeye çalışmıyorum. Ama bu sanrılar kontrol altına alınmazsa bazı durumlarda nihayetinde çok tehlikeli sonuçlara varılabilir. Bu olayda olduğu gibi. 
11 NİSAN 1946 
21 MAYIS 1977 
KOPYALA  YAPIŞTIR 
6 EYLÜL 2011
– Nasıl gidiyor?
 – N’aber?
 Bunu kameraya alacağımızı bilmiyordum. Çekmeye değeceğine söz verdi. Tamam, başta olayların kendilerine fazla odaklanmıştım. Federal Rezerv’in kuruluşu, Birinci Dünya Savaşı, 11 Eylül. Sonra tekrar şu tarih dizisine odaklanmaya karar verdim, tamam mı?
 Tarihlerin hepsi de dünyada olan çok önemli olaylardan hemen önceydi o yüzden de Google’a yazayım dedim. Dostum, o tarihleri Google’a yazarsan her türlü saçmalığı bulacaktır. Yazınca şu makaleyi buldum.  2003 yılında yazılmış, Time Dergisi’nde yayınlanmış. Makale, Tarsus Kulübü denen bir şeyle ilgili. Siyaset adamları, şirket liderleri için dinlenme yeri gibi. Mesela şey gibi insanlar. Harbi dünya liderleri yani. Chance Yatırım’ın kurucusu Murray Chance denen bir herif var. Şirketin Dünya Ticaret Merkezi’nin Yedinci Binası’nda ofisi varmış. Tamam, yani?
 Yanisi şu, makalede Tarsus’un belirli toplantılarından bahsediliyor. Nisan 1946’daki, Mayıs 1962’deki ve Mayıs 2001’deki. Yani, Nisan 46, Mayıs 62, Mayıs 2001. Bunu görünce çarklar dönmeye başladı. Terrance’ın yazdığı tarihlerin hepsi Tarsus Kulübü’nün dünyadaki önemli olaylardan hemen önce gerçekleşen toplantılarını işaret ediyor. Tarihlerin anlamı bu. Terrance’ın araştırdığı da buydu.  Üstünkörü bir fikirdi.  Varsayımlar üstüne varsayımlardan oluşuyordu ama hakkını vermem lazım gerçekten bir örüntü buldu. Parçaları birleştirdi. Terrance onunla gurur duyardı.  TARSUS KULÜBÜ  “Tarsus Kulübü, dünya çapındaki üye yenilikçilere hizmet veren ”  ” küresel ağı güçlendirme, önderlik yetenekleri ”  ” ve ilişki kurmayı amaçlayan senelik düzenlenen bir toplantıdır.” – Bu ne demek oluyor şimdi?
 – Anladıysam ne olayım. Sitede gerçek bir bilgi yok. Telefon numaraları var ama .
– Peki .
– Tamam. Ne oldu?
  1-9-8-9.  647-285-1989.  647-285-1989 .
– Bu senin numaran değil mi?
 – Evet.  647-285-1989.  Makaleyi yazan Mark Tucker denen herifi bulmak için elimizden ne geliyorsa yaptık. Time’la irtibata geçtim.  Dergiyi bırakalı yıllar oldu dediler.  Yazar menajerleri, yayınevleri.  Bu adamın var olduğuna dair  T- u-c-k-e-r?
   tek kanıt elimizdeki makale gibiydi. Sizce Mark Tucker takma isim mi?
  Sonra da Tarsus Kulübü’yle ilgili bulduğumuz her şeyi internete koyup ne çıkacağına bakmak gibi çılgınca bir fikir geldi aklımıza. 
SEÇKİNLERİN GÖRÜŞÜP TANIŞMA YERİ  BU ADAMLARLA İLGİLİ BİLGİNİZ VARSA  BENİ ARAYIN! 647-285-1989
Gelsene bi’. Çıktı mı bir şey?
 Bu da ne böyle?
 – Siktirin gidin .
– Nerelerde takılıyoruz?
 Hiçbir şey. Bu benim kaçamağım gibi. Sürekli girdiğin çiftçi sitesi muhabbetiymiş, tamam. Buna şebeke dışı topluluk diyorlar. Kuzey Alberta’da kuruluyor. Yapma be dostum! Hay seni be! Şerefsizler sizi! Bırak lan beni! Haydi ama! Her konuda kendilerine yetiyorlar. Kendi gıdamızı kendimiz üreteceğiz. Su için kuyuyu kendimiz kazacağız. Elli kişilik bir topluluk bu şeyi inşa etmeyi planlıyor. Sanki bazen canım her şeye baştan başlamak istiyor. Çivisi çıkmış bu dünyadan çekip gideyim diyorum. 
ÖZGÜR ALAN
Sürdürülebilir Şebeke Dışı Toplum 
KENDİNİZİ ÖZGÜR KILIN Hazır Şebeke Dışı Toplum 
GELEN KUTUSU (1)  17 EYLÜL 2011
– Dün gece, Aaron komplo teorisi sohbet odasında görüşmek istediğini söyleyen birinden bir e-posta aldı.  Murray Chance ve Tarsus Kulübü ile ilgili konuşabileceğimizi söylemiş. Olay şu ki, Aaron internete yüklediği yazılarda hiçbir şekilde Murray Chance’den bahsetmedi. Göreceğiz bakalım. Pekâlâ.  Tarsus Kulübü ile neden ilgileniyorsunuz?
 Bir belgesel çekiyoruz da.  Tarsus’la ilgili internete koyduğunuz her şeyi silmeniz gerek. Neden?
 Kimsin ki sen?
  Tarsus Kulübü ile ilgili daha çok bilgi verebilirim ama o şeyleri silmeniz gerek .
– Makaleyi Google’da aratıp öğrenmediğini nereden bileceğiz?
 – Tamam. Time Dergisi’ndeki makaleyi Google’da aratıp bilgiyi öyle öğrenmediğini nereden bileceğiz?
  Makaleyi Google’da aratmadım.  Onu ben yazdım.  Bütün bilgileri silin. Hem de hemen. Ben sizinle irtibata geçeceğim. Tebrikler, Bernstein. Bernstein kim be?
 Woodward’la Bernstein var ya?
  İnternetteki bir dizi görüşmenin ardından “Mark Tucker” takma isimli adam görüntülenmemesi kaydıyla ropörtaj yapmak için buluşmayı kabul etti. 
12 EKİM 2011
Şurada bir ses denemesi yapsana .
– Kevin?
 – Böyle iyi, tamam. Murray Chance ve ailesiyle ilgili biyografi tarzında bir yazı yazıyordum şans eseri de, Chance ailesinin nesiller boyu Tarsus Kulübü denen bir organizasyon tarafından düzenlenen her sene yapılan bir toplantıya gittiklerini öğrendim. Bana bu toplantıların amacının kural belirlemek ya da bir yol haritası çizmek olmadığı söylendi.  Ama daha derinlerine indikçe bu sözün, gerçekle alakasının bile olmadığını anladım. Dünyanın mali piyasalarında, dış ülkelerle ilişkilerde görülen ciddi miktardaki bariz değişmeler hatta sözde tesadüfi olaylar bile bu toplantıların tarihleriyle kesişiyordu.  Ama makalenizde bir avuç zengin beyaz erkeğin bir araya toplanıp eğlenmeye gittiği bir yermiş gibi göstermişsiniz. O kadar da alçak bir şey gibi değil. Time Dergisi’ndeki editörüm neyle ilgili bir haber yaptığımı öğrendiği ve makalenin içine ettiği için öyle oldu.  Madem öyle, neden makaleyi komple çöpe atmadılar?
 Kendileriyle ilgili bir nebze de olsa bilgi sızması grubun işine geliyor. Medyanın hiçbir şekilde bilgilendirilmemesi geniş hayalgücüyle doldurulması beklenen bir boşluk yaratmak olur resmen. Çok yakın bir gelecekte Tarsus bile bile bilgi sızdırırsa hiç şaşırmam. Haber olsun, basın toplantısı olsun dışarıdan tamamen tarafsızmış gibi görünen ama onlar tarafından yaratılmış bir şey.  Mesajları kontrol edebiliyorlar mı yani?
 Aynı zamanda bir nevi uyarı niteliği de taşıyorlar. Ne kadar güçlü olduklarına dair ufak bir kanıt görmenize izin veriyorlar.  Bu uyarı kimler için?
 Sizin gibiler için. Gerçeği öğrenen insanlar için.  Bu adam sizinle Tarsus Kulübü’yle ilgili irtibata geçti mi hiç?
 Bilemiyorum doğrusu. Arkadaşınız bana ulaşmaya çalışmış olabilir ama yazdığım makalenin insanların Tarsus’la ilgili gerçek bilgiye ulaşabileceği tek yaygın belge olduğunu anlamanız gerek. Gelen heriflerin çoğu lakap kullanıyor, görüşülmeyecek kadar şüpheli kişiler. Peki bu toplantılar nerede gerçekleşiyor?
 Tarsus organizasyonu tam olarak neyin peşinde?
 Üç kelime: Yeni Dünya Düzeni. 
Kendimiz ve gelecek nesiller için ulusların davranışlarını yönlendirecek vahşi hayatın kurallarının değil de kanunların hüküm süreceği yeni bir dünya düzeni yaratma fırsatı elimize geçmiş bulunuyor.  Başarılı olduğumuzda, ki olacağımız kesin bu yeni dünya düzeniyle gerçekten bir fırsat doğacak. Tek dünya hükümetinin taslağı. Gezegendeki tüm ulusları ve her bir insanı kontrol edecek tek bir organizasyon. Alice Bailey, H.G. Wells, Adolf Hitler, Gorbaçov George Soros, Herbert Walker Bush. Bütün bu insanlar bir noktada yeni bir dünya düzenini istediklerini belirttiler.  Şu anki mali krizden yeni bir dünya düzeni doğması olası.  Mesele tüm bölgenin geleceğiyle ilgili.  Avrupa’nın geleceği ve yeni bir dünya düzeniyle ilgili.  Yeni bir dünya düzeninin kendini göstermeye başladığını ve bu düzenle birlikte yeni ve ilerici uluslararası işbirliğinin temellerinin atıldığını düşünüyorum.  Savaşları haklı kılan gizemli saldırılar sınırları ortadan kaldıran takas anlaşmaları milyarlarca servetin el değiştirmesini sağlayan borsa çöküşleri.  Bütün bu olaylar, adım adım daha çok gücün daha az kişide toplanmasını sağladı. Bu kişiler de görünüşte birbirinden bağımsız olsa da gerçekte tek bir ortak noktada kesişmekte: Tarsus.  Siz de Mark’tan eski CIA ajanı falan havası aldınız mı?
  Aynen kanka. Sanki   Sanki emekli casus gibi falan, aynen .
– Ne oldu?
 – Bence şey  Bence şey çok önemli  Yok, dinleyin. Ciddiyim bu konuda. Bu herifi abartmamamız çok önemli.  Bu adamın söylediği her bir şeyin aksini söyleyip kanıtlayabilecek on farklı kişi bulabilirim. Daha iyi giyinen bir Terrance’la konuşuyor olabiliriz.  Dostum, gerçek bunlar! Uydurma hikâyeler değil! Adam gerçek bilgilerden bahsediyor, tamam mı?
  Hey, hey, hey.  Nereye bakıyorsun?
  Şu, Terrance’ın evinin oradaki herif mi?
 Çek şu adamı.  Bilemiyorum .
– Ona benziyor ama .
– O değil mi?
  Bilemiyorum dostum.  Bunu da çek. Hepsinin görüntülenmesini istiyorum.  Tamam, tamam .
– Çekmecelerin içine de bak .
– Dur biraz .
– Masayı falan da al .
– Bekle biraz.  21 Ekim 2011’de, Aaron dairesine izinsiz girildiğini ve ortalığın karıştırıldığını gördü. Kırk dolar kadar parayla bir çift spor ayakkabı çalmışlar anlaşılan.  İlk defa, Aaron’ın beş parasız olması bir işine yaradı.  Aaron’ın dairesine izinsiz girildiğinde çizginin ötesine geçildi bence.  En azından Aaron, zihnindeki çizginin ötesine geçti.  Polis, bu işin sıradan hırsızlar dışında birinin yapmış olabileceğine dair bir kanıt bile bulamadı. Olayı, çektikleri filmle ilişkilendiren herhangi bir şey bulmadıkları da kesin.  Ama bence, o noktada kimin yaptığı pek de önemli değildi .
– Merhaba .
– Merhaba .
– Selam .
– Selam .
– Evinize davet ettiğiniz için sağ olun .
– Eşyalarını kanepeye koysan olur herhalde .
– İçeri buyur .
– Bu taraftan dostum.  ÖZGÜR ALAN Sürdürülebilir Şebeke Dışı Toplum  – Yok be, iyiyim .
– Gerçekten mi?
 Aynen, iyiyim.  Terrance’ı çekerken olay farklıydı.  O olay garipti ve dışarıdaydı ama olduğu yerde bırakabiliyordum onu.  Bu sefer işler peşimi evime kadar takip etti.  Geçenki görüşmemizde konuştuğumuz bir-iki konuyu gözden geçirmek isterim. 
29 EKİM 2011
– Bu kararı nasıl somut olarak  Neden kimse bu adamlarla ilgili bir şey yapmaya kalkmıyor?
 Neden ifşa falan etmiyorlar?
  Bu toplantılarda tam olarak neler dönüyor?
 Şöyle yazmışsınız, “İçme ve anlaşma olayı ” ” gece yarısı, tüm katılımcıların boğayı avlama ” ” ve katletme ayinine başlamasıyla sona eriyor.”  – Bunun olayı nedir?
 – Ayin. Ayinin temeli kadim ve son derece gizli bir dizi inanışa dayanır. Bu inanış ne oluyor?
 Mitras’a tapınmak. Mitras Tarikatı hem bir dernek hem de Mitras tanrısına tapma üstüne yoğunlaşmış dini bir tarikattı. Mitras, ilk defa dört bin yıl kadar önce İran’da ortaya çıkmış bir ilahtı.  Anlatılan efsanelere göre Mitras, 25 Kasım’da doğmuştu.  Öldükten üç gün sonra da yeniden dirilmişti.  Şunu göz önünde bulundurun, bu, İsa doğmadan iki bin yıl öncesinde oluyor. Akademisyenlerin çoğu Hıristiyanlığın temelinin buraya dayandığını düşünüyor.  Gizli ibadetlerini gerçekleştirdikleri Mitraik mağaralar eski Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü toprakların her yanında bulundu.  İskoçya’dan Rusya’ya Sahra Çölü’nden Hindistan’ın tam göbeğine kadar.  Bu temelde, dünyanın ilk gerçek gizli topluluğuydu. Bu yüzden evet, muhtemelen çok güçlü insanlara sözünü geçirebilen bir sürü Mitraist’in olması mümkündü. Ama büyük bir amacı olan günümüz gizli örgütlerini bilemeyeceğim tabii. Gerçi tekrarlayayım, bilseydim de söylemezdim zaten.  Mitras’ın bir boğayı avlayıp öldürmesinin tasvirinin Mitraikler için önemi Hıristiyanlar için çarmıha germenin önemiyle aynıdır.  İnanç sistemlerinin temelinde bu tasvir yatmaktadır. Mitraiklerin gizli tokalaşmasını görmek ister miydiniz?
 Benim yaptıklarımı yap yeter. Yaptıkları harfiyen tekrarla, tamam mı?
 Tamam. Bu bildiğimiz tokalaşma. Arkadaşlarımızla sokakta karşılaştığımızda ya da bir iş anlaşmasını tamamlarken yaptığımız tokalaşma geleneği, doğrudan Mitraiklerin gizli tokalaşmasından gelir.  İnsan tarihindeki ilk tokalaşma tasviri dört bin senelik bir oymada, Mitras’ın Suriye Kralı Antiochus’un elini sıkmasıyla görülür .
– Yaşadığımız dünya 
– Boğayı salacağız.   ön saflarda gördüklerimizin ardına sığınan kültürel güçler tarafından inşa edildi ve yine onlar tarafından yürütülmekte. Bunlar, Tarsus toplantılarına gelen ya da toplantıdan ayrılan siyasetçilerin resimleri, bu 2006’dan  
SARAH LALONDE – SERBEST HABERCİ –  
2004’ten 2002’den. Bu gördüğünüz  Kendisi, Kanada’yı Kuzey Amerikan Birliği’ne zorlayanların sağlam bir savunucusu. Aynı zamanda da Tarsus görüşmelerine sıklıkla katılan insanlardan biri. Kesin tesadüftür. 
DÜZENİ BOZ KUZEY AMERİKAN BİRLİĞİ
– YENİ DÜNYA DÜZENİ
– Vay anasını! Bunları sen mi çektin?
 – Evet.  Haber ajanslarıyla irtibata geçmeye çalıştım ama kimse bu işe bulaşmak istemiyor. Şu ne?
 O, boğa avı.  Prag’ın dışında bir yerde, 2002 yılında çekildi.  Tarsus ayinlerini, ayin esnasında görüntülediği bilinen birkaç resimden biri.  Evet, kamera kapalı.  Bu görüşmelere izinsiz girmeye kalkışan birileri oldu mu?
  Girmek mümkün.  Bu toplantılara nasıl sızabilir ki insan?
  Kaynaklar, bazen Tarsus toplantılarının nerede gerçekleştirileceğini gerçekleşmeden önce öğrenir, sonra değil.  Böyle olursa da ondan sonrası bence şeye kalıyor inceliğe paraya galiba bir de ne kadar ileri gitmeyi göze alabileceğine kalıyor. 
2 KASIM 2011
– Lens mi şu?
 – Evet, şöyle kravatınıza takıveriyorsunuz .
– Tamam .
– Kravat iğnesi gibi, işte böyle. Vay be, şuna bak. Bu da diğeri gibi, aynı tarz küçük bir sürücüye mi kayıt yapıyor?
 – Evet .
– Fenaymış bu. Sormamın sakıncası yoksa bunu ne için kullanacaksınız?
 Yok canım, gizli bir topluluğa sızacağız da .
– Oldu o zaman .
– Sağ olun.  Bilemiyorum, biraz yavaşla da bakalım. 
KAMERA DÜKKANINDAN ÇIKTIKTAN BEŞ DAKİKA SONRA 
– Hay seni be .
– Ne oldu?
  – Orada .
– Hâlâ orada mı?
  – Hâlâ peşimizde .
– Emin misin?
  Tamam, şuradan sağa dön, şuradan sağa doğru dön.  Herifi denemeye devam edelim, tamam mı?
  – Pekâlâ .
– Sürekli dönüş yapıp dur.  Tanrım. Siktir ya. Siktir .
– Hızlanabilir misin?
 – Trafikte hızlanamam be dostum!  – Şu otoparka çek .
– Neden?
  – Sen çek işte. Bir sürü insan var .
– Neden çekiyorum   Orada bir sürü insan var! Güvende oluruz. Çek şuraya işte. Tamam. Tamam, böyle iyi .
– Tamam .
– Hâlâ orada mı?
  Tanrı aşkına. Hâlâ orada. Sadece  Ne yapıyor bu?
 – Gidiyor .
– Şükürler olsun. Klipsi var, takılıyor. Hay seni be. Parmak izi oldu üstü. Tamam, böyle nasıl?
 Görebiliyor musun?
 Evet, onun ne olduğunu biliyorum. Görebiliyorum. Tabii öyle, ama haberin olmasa fark eder miydin?
 Bu şeylere o kamerayı nasıl koyuyorlar amına koyayım?
 O kameraları ne için kullanacaksınız?
 Ne için kullanacaksınız, Jim?
 Hiçbir şey. Hiçbir şey için kullanmayacağız .
– Artık film sikimde bile değil .
– Film sikinde değil mi?
 – Bu olay  Olay çok uzadı .
– Olay o amına koyduğumun  Olay o amına koyduğumun filmi değil artık, tamam mı?
 – Yakalanırsam 
– Dostum, dostum.  bana ve aileme 
– Tamam, biraz dinler misin beni?
 – Çok mu korkuyorsun 
– Bana ve aileme ne olur, düşündün mü?
 – Anlıyorum .
– Anlıyor musun?
 Anlıyorum. Çok korktuğun için mi yoksa  Çok korktuğun için bırakmıyorsan bunu bilmek istiyorum. Yoksa gözünün önündeki şeylere inanmıyor musun?
 Jim’in aklının, dünyanın ona anlatıldığı gibi yürümediğini kabul edebileceğini hiç sanmıyorum. Tamam, bir dakikalığına Aaron haklı diyelim, tamam mı?
 Hepsi haklı diyelim. Söyledikleri her şey gerçekmiş.  Gerçekten işleri gizlice yürüten insanlar var diyelim. İşleri hep onlar yürüttü o zaman, tamam mı?
 Her zaman da onlar yürütecek! 
– Hâlâ orada mı?
 – Evet, hâlâ orada! – Haydi be haydi .
– Hâlâ fişe takılı, bekle biraz.  Sessiz olun!
– Hallettin mi?
 – Geliyorum. Tamam, hay seni be. Aynı araba mı?
 Evet, kesinlikle. Siktir. Parlak siyah krom, film çekilmiş camlar .
– Ne oluyor?
 – Bir şey yok tatlım .
– Sen yatağına dön tamam mı?
 – Ne yapıyorsunuz?
 – Kim var dışarıda?
 – Yok, kimse yok dışarıda. Jim, neye bakıyordunuz?
 – Her şey yolunda .
– Tanrı aşkına be Jim. Kırk beş dakika oldu. Belki de havaalanına gitmek için biri araba tutmuştur, bu odur. Bütün gece oturup izleyecek miyiz yani?
 – Bir şey yapmamaktan iyidir .
– Bıktım artık be dostum, korkmaktan bıktım. Sikerler. Sikerler var ya. Onlar da bunu istiyor! Onların istediği de bu, o yüzden sikerler. Aaron, sakin ol. Aaron, sessiz ol .
– Bekle biraz! – Aaron, ne yapıyorsun?
 Aaron! Lan götoş! Sizden korkmuyoruz! Aynı araba mıydı, onu bile bilmiyoruz. Aynı sikik arabaydı.  Şey sizi ümitlendirmek istemem ama işler, istediğimiz gibi gidiyor olabilir .
– Gerçekten mi?
 – Evet.  Yok, o sıkıntı çıkarmaz.  Sınırdan geçer geçmez icabına bakacağız.  Şimdi bu herif bahçıvan falan mı, yoksa   – Bu o .
– Öyle bir şey işte. Para üstünde mi?
  Sanırım konuşmanın kesinlikle emin olup olmadığınızı sormam gereken kısmına geldik.  Evet.  Biz   Eminiz biz. Tamam, gel şöyle. Tamamdır. Bu da iyi. Gelmek istemediğinize emin misiniz?
 – Tamamdır dostum .
– Bobby. Görüşürüz dostum. Yaklaştık mı?
 Tamam. Olur da bir sebepten ötürü ayrı düşersek, burada buluşalım. Burası mı?
 Evet, burası. Tamam, haydi keyfimize bakalım. Gelmek zorunda değilsin. Ciddiyim. İstersen gidebilirsin. Haydi siktirip gidelim buradan.  “Gizlilik” sözü, özgür ve açık bir toplumda oldukça gereksizdir.  Bizler de insanlık olarak gizli topluluklara, gizli yeminlere ve gizli yürütülen işlere karşı olmak doğamızda ve tarihimizde var.  Etki alanını genişletmek için gizli oyunlara sırt dayayan dünya çapında yekpare ve acımasız bir komplo bize karşı gelmektedir.  İşgal yerine sızmayı seçimler yerine yıkmayı özgür irade yerine korkutmayı gündüz orduyla çarpışmak yerine geceleri gerillaları kullanmayı seçiyorlar.  Geniş insan gücü ve maddi kaynaklarını  sık dokunmuş, son derece verimli bir makine kurmaya adamış bir sistemdir bu.  Hazırlıkları duyurulmaz, gizli tutulur.  Hataları manşet olmaz, gömülür.  Muhalifleri övülmez, susturulur.  Hiçbir harcaması sorgulanmaz, haklarındaki hiçbir dedikodu basılmaz sırlarının hiçbiri ortaya konmaz .
– Yardım edebilecek misin?
 – Hallediyorum, hallediyorum. Pekâlâ, tamam. Tamam, gel şöyle. Bunca zamandır buradaydık, tamam mı?
 – Tamam, hazır mıyız?
 – Hazırız. Tamam o zaman. Tamam .
– Kanıt topla yeter .
– Tamam .
– Bara uğrayalım mı?
 – Olur.  İyi akşamlar beyler .
– İyi akşamlar .
– İyi akşamlar. İki cin tonik alalım, lütfen .
– Sağ olun .
– Evet.  Bizim gençler ne içiyorlarmış acaba?
 Ne aldınız, zencefilli gazoz mu?
  O kadar da genç değilsiniz, değil mi?
 – Bu 
– C ve T .
– Cin tonik .
– Cin ve tonik yani.  Ben de cin tonik alayım. Gençlerin arasına karışmak isterim.  Sizinle tanıştığımıza sevindim kardeşlerim .
– Tanıştığımıza sevindim, kardeşim .
– Ben de kardeşim .
– İlk avınız mı?
 – Evet .
– Evet. Aynen öyle, evet .
– Bana da öyle geldi zaten .
– Kuzgunsunuz .
– Evet, aynen öyle .
– Kesinlikle .
– Bendeniz aslanım.  Dökülen saçlarımdan anlaşılıyordur .
– Hâlâ çözemedikleri sorunlar var, değil mi?
 – Elden ne gelir, değil mi?
  – Bazı sorunlar hâlâ çözülemiyor .
– Aynen öyle.  Ufacık bir Kanada aksanı mı duydum orada sanki?
 Kulağın iyiymiş.  Siz şeyle mi geldiniz?
 – Evet .
– Evet, aynen öyle.  İyi muhabbet ettik. Kardeşlerim, iyi avlanmalar. Evet. Tanıştığımıza sevindim kardeşim. Tanıştığımıza memnun oldum kardeşim. Şuna bak.  İyi akşamlar kardeşlerim .
– İyi akşamlar kardeşim .
– İyi akşamlar kardeşim.  Toplantıda eğleniyor musunuz?
 – Kesinlikle .
– Evet, bittabi.  Eğlence ilk adımdır, son durak değil.  Şu parçalar harika, değil mi?
 Muhteşem .
– Tanıştığımıza sevindik kardeşim .
– Evet, sağ olun.  Gecenin kalanında iyi eğlenceler kardeşlerim. Çok garipti amına koyayım. Bir yıldız topluluğu bir takımyıldızı oluşturur! Kardeşlerden oluşan bir grup bir aileyi oluşturur!  Çok yaşa Mitras! Çok yaşasın yeni ışıklar! Çok yaşa Mitras! Çok yaşasın yeni ışıklar! Kuzgunlar öne çıksın. Korkma .
– Ne yapayım?
 – Git işte, git. Devam et kardeşim.  Benim adım Gregory. Babamın adı Randall.  Bana gereken tek taç Mitras’tır.  Mark Tucker, seni görmek ne güzel kardeşim .
– Ne oluyoruz amına koyayım?
 – Seni görmek de güzel. Bu ne amına koyayım?
 Ne oluyoruz lan?
 Hay seni be .
– Tamam, pekâlâ .
– Ne yapıyorsun dostum?
 Sorun yok kardeşlerim. Arkadaşımla konuşmak gerekiyor.  Geri çekil .
– Onunla konuşmam çok önemli .
– Hemen sıranın arkasına geç! Benim adım Jim. Babamın adı David. Lütfen önümden çekil!  Sorun çıkarıyorsun. Haddini aşma kardeşim. Sorun çıkarmak istemem zaten.  Kardeşinle tören bittikten sonra konuşabilirsin. Biliyorum da acilen görüşmem gerek! İşte orada. Sıkıntı yok, orada.  Sıranın arkasına geçip yerinde kalmazsan güvenliği çağıracağım. Üzgünüm kardeşlerim. Özür dilerim. İyi akşamlar .
– Tebrikler kardeşim .
– Teşekkür ederim.  Hayatın şu andan itibaren çok değişecek. Evet, teşekkür ederim.  Kulübe giriş törenini nasıl buldun?
 Bayağı eşsizdi. Hayatım boyunca hiç böyle bir deneyim yaşamamıştım.  İnsanı biraz gerebiliyor. Evet. Biraz gergindi ortam, evet.  Asla kırılmaması gereken bir çembere adım attın.  Bir kardeşliğe.  Bir aileye, bir nevi.  Hatta şeyden aşağı kalır yanı yok diyebiliriz bir eşten ya da küçük bir çocuktan. Benim adım Aaron. Babamın adı John’du .
– Sana bir şey göstermek isterim .
– Yok, ben  – Biraz vaktin varsa. Fazla sürmez .
– Ben  Biraz beklerseniz. Lavaboya gitmem gerekiyor da. Hemen dönerim. Ha siktir, siktir, siktir. Haydi Trace. Ne oluyor amına koyayım?
 Tracy! Bana gereken tek taç Mitras’tır. Kimse yok mu?
 Kimse yok mu?
 Merhaba?
 Millet?
 Ne oluyoruz amına koyayım?
 Yok, yok, hayır! Durun biraz! Bekleyin! Özür dilerim! Ben bu olaya dahil değilim! Ben bunun bir parçası değilim! Özür dilerim! İmdat! Hayır! Bırakın gideyim!  Kardeşim! Bu taraftan! Tanrım. Aman Tanrım. Şükürler olsun .
– Jim! – Aaron. Hayır! Olamaz, hayır! Uzak durun lan benden!  Tarsus Kulübü’nün temelinde iletişim yatar devletler arası, şirketler, hatta bireyler arası iletişim. Tabii, küreselleşme sayesinde iletişimin altın çağını yaşıyoruz. 
30 Kasım 2011’de, filmin yönetmenlerine Uluslararası Tarsus Kulübü’nün COO’su William Jensen’la röportaj yapma imkânı tanındı.  Ne yazık ki, internetin yükselişiyle küreselleşmenin karanlık yanı ortaya çıktı. Artık çılgınca bir fikri olan herkes milyonlarla iletişime geçip fikirlerini virüs gibi yayabiliyor. Tarsus Kulübü’de bu virüslerin hedefi oldu bu çılgın komplo teorileri de buna dahil. Tarsus toplantılarına sızmak, komplo teorisyenlerinin camiasında olmazsa olmazlardan biri oldu sanki. Hatta, yıllar boyunca bu duruma o kadar alıştık ki sızmaya çalışanları korkutup kaçırmak artık ritüelin bir parçası oldu adeta. Beni arkada bir odaya götürdüler. Aaron’la nerede buluşacağımızı söylememi istediler. Uzunca bir süre boyunca sorgulandık ama nihayetinde güvenlik bizi serbest bıraktı. Amaçlarının sadece onu korkutmak olduğunu anladıktan sonra bile Aaron hâlâ kendine gelememişti. Bence olanlar Aaron’ın travma geçirmesine sebep verdi.  Onu en son o zaman gördüm.  Komplo da komplo diye bağıranlara ufak bir sır vereceğim. Dediğiniz doğru. Dünyanın dört bir yanından liderler bir araya gelip işbirliği yapıyorlar. Patronum Murray Chance de dahil olmak üzere birçoğu tüm ulusların ve bütün insanların tek bir küresel toplum içinde bir arada yaşayabilecekleri yeni bir dünya yaratmak için dişini tırnağına takarak çalışıyor. Olay bundan ibaret tek bir küresel toplum yaratmak. Bu da komploysa  Bu dediğim komploysa, o zaman evet, suçluyuz. N’aber ufaklık?
  Sırf kayıtlara geçsin diye soruyorum sizce Aaron nereye gitti?
 Sanırım sonu Terrance ile aynı oldu, değil mi?

Alıntı:
http://ismailhakkialtuntas.com/2013/12/12/the-conspiracy-komplo-2012/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder