1 Ekim 2015 Perşembe

Bir Amir Khan filmi: PK

Başrolünü Amir Khan ile Anushka Sharma'nın oynadığı 2014 yılı filmi PK'nın yönetmeni ve baş senaristi Rajkumar Hirani, diğer senaristi de Abhijat Joshi.
PK'yı diğerlerinden farklı kılan en önemli özelliği, insanların menfaatleri için ürettiği Tanrı inancını sorgulaması.
Film Amir Khan'ın ağzından dökülen cümlelerle gerçek ve insanların ürettiği sahte olmak üzere iki Tanrı olduğunu gösteriyor. İnsanların gerçek Tanrıya güvenmesi, sahtelerini ise yok etmelerini söylüyor.
Filmdeki şifre kelime, YANLIŞ NUMARA...
Filmdeki önemli replikleri aşağıya çıkarıyorum. Merak edenler filmi izleyebilir fırsat bulamayanlar özet repliği okuyabilir.





PK (2014)



Kimmiş bu herkesin dilinden düşürmediği bana yardım edebilecek Tanrı
Gördüklerimden sonra korkmuştum.
Dünya'nın insanları gezegenlerini kimin yarattığını biliyordu
Aslına bakarsan kendisi insanların içinde yaşıyordu
Bütün caddelerde onun evi vardı.
Milyonlarca insan küçük bir ücret karşılığında onun evine gidiyor.
O da insanların sorunlarını hallediyordu.
Böyle bir sihir ve mucize benim gezegenimde yoktu.

Bana bir tane Tanrı (heykeli-YD) verebilir misin?
Hangisini istiyorsun? Bu 20, bu 50, bu 100 bu da 500 rupi.
20'lik ile 500'lük arasındaki fark nedir?
Sadece boyutu farklı. Geri kalan her şey aynı.
20'lik de işimi görür değil mi?
Tamam sana 15 olsun. Al git hadi.
Açlıktan ölüyorum Tanrı. Bana yiyecek bir şeyler ver!
Kafayı yiyecektim resmen. Tanrı işe yarıyordu.
Evime dönebilirdim artık.
Biri benim kontrol cihazımı çaldı Tanrı.
Lütfen onu bana geri getir. Evime gitmek istiyorum.
Bu Tanrı'nın pili falan mı bitti? İlk işe yaradı ama sonra bir şey olmadı.
- Ne demek istiyorsun?
- Yeni bir pil tak yani.
- Pille çalışmıyor o.
- Niye çalışmıyor ya?
- İmalat hatası falan mı var acaba?
- Hatalı ürün yapmayız biz.
- Bu Tanrı'yı sen mi yaptın?
- Evet, kendi ellerimle.
Sen mi Tanrı'yı yaptın yoksa Tanrı mı seni yaptı?
Tabii ki de Tanrı bizleri yaptı. Biz sadece onun heykellerini yapıyoruz.
- Neden yapıyorsunuz heykellerini?
- Dua edip dertlerimizi anlatabilelim diye.
Bu bir çeşit verici falan mı yoksa? Mesajlarınız Tanrı'ya nasıl gidiyor ki?
Tanrı'nın vericiye ihtiyacı falan olmaz. Bizzat kendisi bizi duyar.
Madem kendisi bizzat duyuyor, bunlara ne hacet o zaman?

Kafam çok karıştı Tanrı.
Bir şeyleri yanlış yapmış olmalıyım. Bir türlü beni duymuyorsun.
Sorunlarıma cevap ver. Hiç olmazsa bana bir yol göster.
Lütfen! Ellerimi böyle mi yapmalıyım yoksa ayaklarına mı kapanmalıyım?
Dikkatini çekmek için çan mı çalayım yoksa hoparlör ile mi konuşayım?
Gita'ya mı, Kur'an'a mı yoksa İncil'e mi uyayım?
Her bir yöneticin farklı şeyler söylüyor. Birisi pazartesi oruç tut diyor diğeri salı.
Birisi güneş doğmadan önce yemek ye diyor, diğeri güneş battıktan sonra.
Birisi ineğe dua et diyor diğeri onu kurban et.
Birisi Tanrı'nın evine ayakkabı ile giremezsin diyor diğeri ise girebilirsin.
Birisi diyor sağ diğeri diyor sol. Şaştım kaldım aralarında.

Olayı daha iyi anlıyorum artık. Birileri milleti kandırıyor.
Derdi olup, Tapasvi yoluyla Tanrı'yı arayanlar, Tanrı'ya ulaşamıyorlar.
Çünkü birisi herkesi kandırıyor.
Tapasvi de burada, herkese yanlış numarayı veren kandırılmış birisi.
Telefonun ucunda oturan kişi ise Tanrı değil. İnsanları kandırıyor sadece.
Yoksa Tanrı ne diye kontrol cihazıma sahip çıksın?
Anlaşılan bu gezegendeki Tanrı ile insanlar arasındaki iletişim sistemi çökertilmiş.
Herkes yanlış numarayı çeviriyor.
- Nasıl yani?
- Bu yüzden sorunuma mantıksız çözümler üretiliyormuş hep.
Bir keresinde, ona ulaşmak için yolda yuvarlanarak git demişlerdi bana.
Hepimiz Tanrı'nın çocuklarıyız değil mi?
Hangi anne-baba çocuğuna böyle tuhaf şeyler yaptırır ki?
Baban sana "Yeni bir kıyafet istiyorsan yerde yuvarlan." dedi mi hiç?
Bana her gün inek sütü ile duş al diyorlardı. Mantık bunun neresinde he?
Eğer bu aramalar doğru kişiye ulaşsaydı Tanrı ne derdi sence PK?
"He gün Delhi sokaklarında binlerce aç çocuk yatıyor.
Verin onlara, onlar içsin. Ben sütü ne yapacağım?" derdi.
Birilerinin, senin telefonda yaptığın gibi herkesle dalga geçtiğine adım gibi eminim.

Bu demek oluyor ki, yanlış numarayı yayan sahte Tanrı değil, Tapasvi.

Bana ilk defa yanlış numaralardan bahsedişini hatırlıyor musun PK?
Derdi olup, Tapasvi yoluyla Tanrı'yı arayanlar, Tanrı'ya ulaşamıyorlar.
Daha o anda, olayı yanlış anladığını anlamıştım.
Yanlışını düzeltmek istemedim çünkü gidip Tapasvi'ye yalancı deseydin, müritleri mahvederdi seni. İnsanlar daha yaratıcı çözümler istiyor PK.
Durun, yanlış numara!

Neyin peşindesin ha evladım? Tanrı'nın olmadığı bir dünyanın mı?
İnsanların çektiği sıkıntılara dair herhangi bir fikrin var mı?
Kimileri yiyecek bir lokma bir şey bulamıyor.
Kimileri başına sokacak bir yuva bulamıyor.
Kimisi dertleşecek bir arkadaş bile bulamıyor.
Her gün ne kadar kişi kendini öldürüyor biliyor musun?
Bileklerini kesip, kendilerini asıyorlar.
Neden mi?
Çünkü umut edecek bir şeyleri yok.
Tanrı'ya tapınma, emirlerini yerine getirip dua etme bu insanlara umut veriyorsa sen kim oluyorsun da bu umudu onların elinden alıyorsun?
Madem insanları Tanrı'nın yolundan ayırmayı bu kadar istiyorsun bize onun yerini dolduracak ne vereceksin ha?
Sürekli diyorsun "Yanlış numara, yanlış numara."
Söyle bakalım o zaman, nedir "Doğru numara."

Sonuna kadar haklısın Tapasvi.
Bir zamanlar yiyecek bir yemeğim yoktu.
Kalacak bir evim yoktu. Durmadan ağlamıştım.
Yanımda arkadaşlarım da yoktu.
O zamanlar sahip olduğum tek bir şey vardı.
Tanrı.
Her gün, daha iyi olacağımı, Tanrı'nın bir çıkar yol göstereceğini sanıyordum.
Kabul ediyorum. Tanrı inancı insana umut veriyor.
Bir kere umudun olunca zorluklar gidiyor, acıya dayanma gücü geliyordu.
Ama bir sorum olacak.
Hangi Tanrı'ya inanacağız?
Sürekli "Sadece bir Tanrı var." diyorsun.
Bense hayır diyorum.
İki Tanrı var.
Biri bizi yaratan biri de sizlerin yarattığı.
Bizi yaratan hakkında bir şey bilmiyorum ama sizin yarattığınız tıpkı sizin gibi.
Küçük, yalancı, hastalıklı, boş vaatler veren zenginlere öncelik tanıyan, fakirleri sırada bekleten övgü aldığında mutlu olan, küçük şeylerle insanları korkutan.
Doğru numara oldukça basit.
Bizi yaratan Tanrı'ya inanın. Ona güvenin.
Kendi yarattığınız sahte Tanrı'ları ise yok edin.
- Bizim de bu duruma öylece sessiz kalacağımızı mı sanıyorsun?
Biz Tanrı'mızı koruyacağız evlat.
Siz mi koruyacaksınız?
Siz mi?
Bu gezegen o kadar küçük ki...
Dışarıda daha büyük milyonlarca gezegen var.
Sizse bu küçük gezegende, bu küçük şehirde, bu küçük odada oturupb ütün evreni yaratan Tanrı'yı korumak mı istiyorsunuz?
Onun korumanıza ihtiyacı yok. O kendisini koruyabilir.
Bugün bana yardım etmek isteyen bir arkadaşım öldü.
Geriye sadece bu ayakkabısı kaldı.
Tanrı'yı korumayı kesin artık. Yoksa dünyada, geriye ayakkabıdan
başka hiçbir şey kalmayacak.
Müslüman'ın biri bombayı patlatıyor. Hindu bir din adamı burada ceremesini çekiyor.
Hindu ya da Müslüman olduğunu belirten işaretin nerede ha? Bu farklılık insanların eseri Tanrı'nın değil.
Ve bu farklılık insanların ölmesine,birbirini yok etmesine sebep olan...dünyanın en tehlikeli
yanlış numarası.
Tıpkı yalan söyleyip Jaggu'ya verdiğin Sarfaraz'dan ayrı düşmesine sebep olan yanlış numara gibi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder