11 Ağustos 2016 Perşembe

İyimserlik için henüz çok erken!



Menderes’le aynı ülküyü paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu büyük devlet adamının 56 yıl önce gerçekleştirmeye ömrünün yetmediği aynı nitelikteki Rusya ziyaretini 9 Temmuz'da gerçekleştirdi.
Tarihî olarak nitelendirilen ziyaret için Çar Deli Petro’nun St.Petersburg’da yaptırdığı saraya ulaştığında, darbeyi durduran güçlü bir lider olarak muhatabının karşındaydı.
Konstantin Sarayının tarihî atmosferinde, ABD ve NATO bağlantılı güçlü bir örgütü devirmiş olmanın sağladığı dik duruşa sahipti.
Güçlü bir Türkiye’nin Rusya’yı iki kutuplu düzendeki yerine yeniden oturtacağını ya da tek kutuplu dünyaya büyük bir Avrasya sorunu çıkaracağının bilincindeydi. 

Düşük petrol fiyatlarıyla hırpalanan ve iktidardan askerî darbe ile indirilmek istenen ülkelerin liderleri çok boyutlu güçbirliğinin ilk sinyallerini veriyordu. 
Uçak krizinin ardından sekteye uğrayan ilişkileri onarmak,  ABD-İngiltere ittifakıyla kurulan tek kutuplu dünyada yalnız olmadıklarını göstermek amacındaydılar.
Her geçen gün birleştirici bağları aşınan Avrupa’ya karşı Asya’nın kritik ülkelerini birleştireceklerini hissettiriyorlardı.
Kadim devlet geleneklerine dönüşteki kararlılıklarında da fikir birliği içindeydiler liderler. Erdoğan Rus lideri İmparatorluk başkenti İstanbul’da ağırlarken, muhatabı onu Çarlık döneminin başkenti St.Petersburg’daki bir Çarlık sarayına davet etmişti. 
Böyle olmakla birlikte; çıkarların tam anlamıyla örtüşmemesi, siyasî sonuçları ve dünya dengesine olan etkisinden olsa gerek yüzlerde bir tedirginlik havası seziliyordu.
Sarayın toplantı odasına gelen iki liderin beden dilleri de siyasî pozisyonlarına ters bir şekilde bu görüntüyü destekliyordu.
Evvelki randevularında hayran bakışlarını Erdoğan’dan esirgemeyen Rus lider, bu kez farklı bir motivasyonla karşıladığı mevkidaşından gözlerini kaçırıyordu.
Ayaklarını olması gerekenden bir kat daha fazla yana ayırmış, muhatabına karşı hemen hemen hiç gülümsememişti. Bölgenin geleceğini birlikte inşa edecekleri Erdoğan’ın yüzü dışında başka yerlere odaklanmayı tercih etmişti.  
Yuvalarında daireler çizen gözlerine lâubali denebilecek (Görüşmenin ciddiyeti ve misafirin ağırlığıyla bağdaşmayacak anlamında) bazı jestler eşlik etmişti.
Bu görüntü için küstahlık ya da nedamet beklentisi diyemeyiz ama geçmiş buluşmalardaki iyimser saygıdan da bahsedemeyiz.
Tabiatıyla Putin’deki beden dilinin aynısı heyetine de yansımıştı.
Dışişleri Bakanı Lavrov’un oturuş şekli ve soğukluğu patronundan farklı değildi.
Birkaç kez ‘değerli dostum Putin’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ise cümlelerinin vurucu bölümlerinde gözlerini ev sahibinin üstüne dikmişti.
Ayakları normal şekilde açıktı ve sağ ayağının yönü muhatabına yönelikti.
Heyetinin yüzüne olağan bir iyimserlik hakimdi.
Liderlerin beden diline yansıyan mesafe konuşmalarda da kendini gösterdi.
100 milyar dolarlık ticaret hacmini hedeflediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,
15 Temmuz ertesi ilk arayan liderin Putin olmasının önemli olduğunu vurguladı.
Duran projeler hakkında aldıkları kararları netleştirdi.
Gözlerden kaçan bir konuyu, Suriye konusunda en etkili ve belirleyici tarafın Rusya Federasyonu olduğunu özenle vurguladı.
ABD’nin Suriye konusunda muhatap alınmayacağının vurgulanması ve Suriye başlıklı ayrı bir toplantının plânlanması bölgede ABD politikalarına verilen desteğin arşive kaldırılacağı izlenimini doğurdu.
Erdoğan, ilişkilerin sekteye uğramasından FETÖ’nün ve arkasındaki güçlerin sorumlu olduğunu belirterek projektörü elebaşını himaye eden ABD’ye doğrulttu.
Rus gazetelerin görüşmelerde askerî anlaşma teklifi yapılacağını sızdırması, Türkiye’nin dahil olduğu NATO üyelerini ürkütmeye, ABD karşısında Rus kartını güçlendirmeye yönelikti.
Türkiye’nin Rus hamlesini açık ifade etmesine karşın Putin tutuktu.
Mevkidaşının aksine yeni kurulacak ilişkiyi net olarak tanımlamaktan kaçınarak 'yapıcı ilişkiler' ile 'ilişkilerin geliştirilmesi' gibi soyut / klişe argümanları kullanmayı tercih etti. Belli ki temkinli politikayı önceleyerek ABD'yi ve doğalgaz müşterisi Batı’yı karşısına almak istemiyordu.  
Bilahare sözü 2016-2019 arasında uygulanacak kısa vadeli programa getirdi.
Birkaç basit cümleyle görüşmelerin en kolay kısmı olan projeleri aktardı.
Vize hakkındaki soruyu ‘çözülmesi gerekiyor’ diyerek geçiştirdi.
Görüşmenin medyaya yansıyan taraflarına bakarak şu değerlendirmeleri yapmak elzemdir: Gazetelerin manşetten verdikleri gaza itibar ederek ziyareti mucizevi olarak değerlendirmek için henüz erkendir.  
İşbirliği geliştirilir projeler ilerlerken muhatabın aynı zamanda 1945 düzeninden sonra 50 yıl küresel sisteme entegre olmuş, çift kutupluluğun meyvelerini toplamış bir devlet olduğu unutulmamalıdır.
Varlığının petrol ve doğalgaz ihracatına bağımlı olduğu, sahip olduğu teknolojinin ABD menşeli olduğu gözlerden uzak tutulmamalıdır.  
Esad’la birlikte Suriye halkına ateş açtığı, 15 Temmuz gecesi ABD Dışişleri Bakanı Kerry’yi Moskova’da ağırladığı hatırdan çıkarılmamalıdır.
ABD-İngiliz ittifakı ile AB’ye karşı Türk kartından tek taraflı faydalanmak isteyebileceği, o zamana dek oyalama siyaseti izleyebileceği dikkate alınmalıdır.
İlişkileri kalıcı çıkarlarla sağlamlaştırmak, her ihtimale karşı uzun vadeli stratejiler belirlemek ve temkinli olmak gerekmektedir.

Bu tarihî ziyaretten vardığımız sonuç şudur: Birbirine duydukları ihtiyacı daha güçlü bir şekilde test ve idrak etmiş iki ülke ilişkilerinin eskisinden daha güçlü olacağı muhakkak. Bu gücün kazandırdığı ivmeye dayanarak Türk Cumhuriyetlerine olan yakın ilgi kesilmemeli, artarak devam ettirilmelidir. Bölgesel barışı tümüyle etkileyecek yeni stratejik çerçeve, en müsait zamanda, işbirliğinden tedirginlik duyanların da çıkarlarıyla uyumlu hale getirilmelidir.

2 yorum:

  1. Adsız00:34

    Bende bu konuda çok iyimser değilim. Türkiye ile Rusya'nın çıkarlarının gerek enerji hatları anlamında gerek Suriye konusunda çıkarlarının örtüşeceğini düşünmüyorum. Ayrıca, Türkiye ile Rusya'nın çok ileri derecedeki işbirliğinin, özellikle Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetleri tarafında nasıl karşılanacağı hususunda net bilgilere sahip değiliz.

    YanıtlaSil
  2. Bence de öyle abi. Yazıda da netlik olmadığını ifade etmeye çalıştım.

    YanıtlaSil