14 Ekim 2016 Cuma

Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Kanunları



Okuyucum! Her işin ve mesleğin kendi bünyesine mahsus çalışma ve işleme usul ve kaideleri vardır. Ve bunu meslek sahiple­ri bilir. Bir de fizik ve fikri her nevi iş ve çalışma haya­tının ve umumiyetle muvaffak olmanın, düşünen aklın şaşmaz kanunları halinde, bir takım umumî ve rasyonel düsturları vardır ki, ben burada bunlardan benim bildi­ğim kadarını hülâsa edeceğim:
- Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.
- Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki, her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir.
- Bir günde ve bir zamanda yapman lâzım gelen bir işi (bir dersi, bir vazifeyi) ertesi güne bırakma. Zi­ra her günün derdi gibi, işi de kendine yeter.
- Bir zamanda yalnız tek bir iş yap, yalnız bir ders, bir kitap, hattâ bir fasıl üzerinde çalış. Tâ ki, dik­katin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda bir­den fazla iş yapayım diyen, hiçbirini tam ve temiz yapa­maz. Dünyaca tanınmış olan büyük İslâm mütefekkiri «İmam-ı Gazali» ye «İhya-i Ulum» adlı muazzam eserini nasıl bir çalışma ile vücude getirdiğini sormuşlar: bir zamanda yalnız bir fasıl, bir bahis, bir mesele üzerinde çalıştım, demiş.
- Başladığın bir işi (Bir dersi, bir kitabı, bir vazi­feyi) yapıp bitirmeden başka bir işe (derse, kitaba ve vazifeye) başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış de­mektir.
- Bir günün işini (dersini, vazifesini) bitirdikten sonra ertesi günü ne işi yapacağına karar ver. Yahut, hiç olmazsa çalışmağa başlamadan evvel, hangi iş (ders, kitap) üzerinde çalışacağını düşünüp kararlaştır ve çalışmaya bu kararla otur.
- Bir işe başlamadan, bir dersi öğrenmeye, bir kita­bı okumağa oturmadan evvel düşün ve çalışman için lâ­zım olan şeyleri yanında ve elinin altında bulundur. Tâ ki, ikide bir kalem, kâğıt aramağa kalkıp ta dikkatin dağılmasın.
- Çalışmağa oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol, ve dikkat kesil. Ve bütün ruhî ve bedenî kuvvetinle kendini işe ver.
- Bir işe başlamazdan evvel o işi (dersi, vazifeyi, kitabı) en kısa bir zamanda, en kolay ve en temiz bir surette nasıl yapmak, nasıl öğrenip etüd etmek mümkün olduğunu iyice düşünüp hesapla.
- Çalıştığın bir iş (bir ders, bir kitap, bir yazı) üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. Ve bil ki, yılgınlık maskeli bir tembelliktir. Gene bil ki, çalışma sevgisi güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hasıl olan manevî zevk, eşsiz bir zevktir. Emin ol ki, harpte zafer ve işte muvaffakiyet yılmayanındır. Sebat önünde güçlükler erir ve imkânsız görünen, mümkün olur.
- İşinde rastladığın bir güçlüğü evvelâ parçala. Her parçayı birer birer ve sıra ile yenmeğe çalış. Bu­nun için de, meselâ, bir dersi, bir kitabı en basit elemanlarına, kısım, fasıl ve bahislerine ayır. Sıra ile her bahsi iyice ve noksansızca anlayıp öğrenmeden öbür bahse geçme. Fasıllar ve bahisler üzerinde bir kör gibi yürü. Yani attığın adımı iyice basmadan öbürünü atma.
- Devamlı ve ittiratlı çalış. Ve her gün aynı saatler­de behemehal çalışmağa otur. Çalışmayı uzun fasıla ile kesip terk etme. Hasta ve yorgun değilsen tatil ayların­da bile yavaş ve az da olsa çalış. Tâ ki çalışma itiyadın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin.
- Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinlenme ba­hanesi ile asla boş oturma. Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar.
- Çok düşün. Ve bil ki, çalışmak mutlaka hareket etmek veya okumak, yazmak demek değildir. Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyordur.
- Verimli çalışmayı sakın iş üzerinde geçirdiğin zamanla ölçüp de, eh bugün şu kadar saat çalıştım, yeti­şir deme. Çalışmanın neticesine ve öğrendiğine bak.
- Fikrî çalışmalar için, aynı saatlerde devamlı ve tertipli bir surette, günde iki üç saat bile kâfidir. Büyük İslâm feylesofu İbni Sina, dünyaca meşhur olan (Kitabusşifa) sini, her gün sabah namazından sonra Bağdat’taki bir camiin büyük kandili altında oturarak, kuşluk vaktine kadar, yani takriben iki saat çalışmak suretiyle vücuda getirmiştir. Meşhur İngiliz feylesofu Spencer, muazzam eserlerini, günde iki saat çalışarak yazmıştır. Her sene bin, bin ikiyüz sahifelik eser veren Fransız edibi Emil Zola’ya bu muvaffakiyetinin sırrını sormuşlar: Her gün yalnız üç saat çalışır ve yazarım demiş.
- Sebat et, genç dostum, sebat etî Damlaya damla­ ya göl olur. Ve aynı noktaya düşen damlacıklar, zaman­la mermeri bile deler.
- Bir işe başladığın, bir dersi öğrenmeğe, bir kitabı okumağa koyulduğun zaman telâş edip sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren.
- İşinde ve dersinde herhangi bir fikri ve noktayı küçümseyerek ihmal edip geçme. Küçük ihmalden bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.
- Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptı­ğını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.
- Her gün iyi bir eserden yüksek sesle beş on sahife oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme istidadın ge­lişir.
- Rastladığın edebî, felsefî bazı güzel parçaları ez­berle. Bu sayede hem kelime ve ifade hâzinen zenginler hem de hafızan kuvvetlenir.
- Çalıştığın bir dersin, bir kitabın fasıl ve bahis­lerini bitirdikçe, kitabı kapayıp, okuduğunu ezberden hülâsa halinde not et. Bir dersi, bir kitabı en iyi anlayıp öğrenmenin yolu, onu bu suretle yazmaktır.
- Bir dersten öğrendiğin, bir kitaptan okuduğun fasıl ve bahisleri arkadaşlarınla ezberden müzakere ve münakaşa et. Bu suretle hem zekân işler ve öğrendiğin hazmolur, hem hafızan kuvvetlenir; hem de düzgün ko­nuşma ve fikirlerini vuzuh ile ifade etme melekesi elde edersin.
- Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve manalı olsun.
- Fikrî çalışmanın herkesin mizacına göre deği­şen verimli ve aziz saatleri vardır. Bunlar bazı kimse­ler için sabahın erken saatleri, bazıları içinde öğleye doğru öğleden sonra, gece saatleridir. Kendini yokla ve senin aziz saatlerin hangileri ise, bunları hiç bir eğlen­ceye feda edip kaçırma.
- Okuduğun bir kitapta rastladığın güzel bir parça­yı veya orijinal bir fikri - yerini ve sahifesini işaret ede­rek not et. Bu suretle biriktirdiğin notları bir dosyaya ve bir fiş kutusuna sırasile yerleştir. Bir yazı yazmak ve­ya bir eser yapmak istediğin zaman, bu notlar senin için zengin bir malzeme hâzinesi olur.
- Bir mevzu ve mesele hakkında bir yazı veya bir eser yazmağa karar verdiğin zaman, evvelâ, bu mevzu ve mesele üzerinde evvelce yazılmış eserleri oku. Tâ ki yazılmış ve söylenmiş şeyleri tekrar edip ömrünü israf etmiyesin.
- Gök kubbe altında yepyeni hiçbir fikir yoktur. En yeni fikir, eski bir fikrin yeni bir elbise giymişidir.
- Her şeyden evvel, ana dilini iyi konuşmayı ve iyi yazmayı öğren, insan için en faydalı olanı kendi ana di­lidir.
- Dil bilgisi bir gaye değil, bir vasıtadır. Asıl gaye olan, fikir zenginliğidir.
- Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucun­da gizlidir. Onu söz ve yazı açığa vurur.
- Bir işi yapıp yapmamakta kararsızlığa düştüğün vakit, iki şıktan her birinin fayda ve zararlarını iyice he­sapla. Faydası çok, zararı az olan şıkkı tercih et.
- Bir işe öfkeli ve sinirli iken karar verme. Bekle öfken geçsin. Zira öfke ile kalkan zararla oturur.
- Çok konuşma. Yerinde ve özlü konuş. Kıymet ve tesir çok sözde değil, yerinde ve özlü sözdedir.
- Dilini tut ve bil ki, dil yarası bıçak yarasından daha vahimdir.
- Kimsenin yüzüne karşı söyliyemediğini arkasın­dan söyleme ve bil ki arkadan konuşma korkaklığın en iğrenç şeklidir.
- Kimsenin cahilliğini yüzüne vurma. Bil ki insan­ları en çok kızdıran ve gücendiren, cahilliklerinin yüzle­rine vurulmasıdır.
- Yalan söyleme. Yalan söyleyen, tutulmak korku­su içinde yaşayan hırsız gibidir.
- Bir kimseye söz vermeden evvel iyi düşün. Fakat verdiğin sözden dönme. Sözden dönmek yalancılığın en çirkinidir.
- Daima olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Olduğundan fazla görünmek isteyen, karşısındakilere kendisinin ahmaklığını göstermiş olur.
- Kimseye karşı kin tutma ve kimsenin muvaffaki­yet ve saadetini kıskanma, fakat imren, sen de öyle bir muvaffakiyet ve saadete erişmeye çalış. İmrenmek te­rakkinin şartıdır. Kin ve kıskançlık ise, iç ferahlığının, sağlık ve saadetin iki azgın düşmanıdır.
- Dost kazanmak için cömert ol. Bil ki hasisin dos­tu yoktur.
- Gençliğinde iyi arkadaş kazan. Yaşlılıkta kaza­nılan arkadaşlık sağlam olmaz. Zira paslı teneke lehim tutmaz.
- Gençlik güzelliğine şans denilen kör kuvvet bile âşıktır. Gençliğini boş yere harcama, onu kıymetlendir­meyi bil.
- Herkesçe beğenilen asıl güzellik, ahlâk güzelliği­dir. Çünkü ahlâkı güzel insan her yaşta güzeldir.
- Ahlâkını güzelleştirmeğe daima çalış. Ahlâk güzelliği insan için en kıymetli bir servettir.
- En yakın arkadaşlarınla bile şakaların zarif ol­sun. Kaba şakadan hayvan bile hoşlanmaz.
- Dost ol, tâ ki sana da dost olsunlar.
- Dostluğunu kötü günde göster, tâ ki kötü gün dos­tu bulasın.
- Dostlarına vefalı, düşmanlarına müsamahalı ol ve yere yıktığın düşmanını tekmeleme, âlicenaplık gös­ter. Vefa ve âlicenaplık yüksek ahlâkın iki parlak şiarı­dır.
- Büyüklere hürmet et. Tâ ki büyüdüğün zaman sen de küçüklerden hürmet göresin.
- Kadınlara hürmet et. Düşün ki, kadınlık insanlı­ğın anasıdır.
- Ana baba âhı alma. Ana baba âhının zehrini içen kurtulamaz.
- Yaşlıların tecrübesinden faydalan ve tecrübe edilmişi yeniden tecrübeye kalkışma, tâ ki pişman olma­yasın.
- Sonunda pişman olacağın bir işi başında düşün. Pişmanlık, ahmaklıktır.
- Küçüklere şefkat göster. Tâ ki büyüdükleri za­man onlardan şefkat görmeye hakkın olsun.
- Boşuna iddia ve inad etme. Hakikati ara ve sev. Hakikat sevgisi, insan için, sevgilerin en yükseğidir.
- Kusurlarım kendin gör tâ ki onları tâmir ve ik­mal edebileşin.
- Muvaffakiyetlerinle mağrur olma. Bil ki gurur, gelecekteki muvaffakiyetlerinin en büyük düşmanıdır.
- Hayatta cesur ol. Fakat bil ki cesaret gözü kapa­lı tehlikeye atılmak değildir.
- Başkasının kanaat ve akidesine hürmet et. Tâ ki başkası da seninkine hürmet etsin.
- Kendine yapılmasını istemediğin bir muameleyi başkasına yapma. Tâ ki başkası da sana karşı aynı şe­kilde hareket etmesin.
- Kendine iyilik yapılmasını istersen, başkalarına iyilik yap.
- İyiliğe karşı iyilik adalettir. İyiliğe karşı kötülük cinayettir. Kötülüğe karşı iyilik ihsan ve atifettir ve in­sanlığın en yüksek derecesidir.
- Düşenin elinden tut. Tâ ki sen de düştüğün za­man tutacak el bulasın.
- Sözlerin tatlı, tavırların zarif olsun. İnsanın ka­bası, ısırgan köpek gibidir, herkes tarafından taşlanır.
- Başkalarından gördüğün kötülük, seni iyilik yap­maktan alıkoymasın. İyilik ibadettir, kötülükle mahsup­laşmaz.
- Kibirli olma. Kibirli insan sarımsak kokan ağız gibidir. Herkesi kendisinden uzaklaştırır.
- Alçak gönüllü ol. Mütevazı insan, meyve ağacına benzer. Meyve dalının yere eğilmesi meyvesinin çokluğundandır.
- Herkesin imrendiği pırlanta gibi kıymet sahibi ol. Korkma, yerde kalmazsın.
- Kendinden üsttekilere değil, kendinden alttakilere bak, rahat edersin.
- İşinde ve sözünde doğruluktan ayrılma. Hak doğ­ruların yardımcısıdır.
- Çalış, daima çalış, fakat hırsı bırak. Zira hırs, verimli çalışmanın, sağlık ve saadetin düşmanıdır.
- Çalış, fakat haris olma. Haris insan, ciğer bulaş­mış eğeyi yalayan aç kedi gibidir: dilinden akan kanı yalar da bilmez.
- Hayatın ve tutacağın yol hakkında tereddüde ve kararsızlığa düşüp de bir ışık aradığın zaman, fikrini ve reyini soracağın kimseyi iyi seç. Düşün ki, isabetsiz bir fikirden hareket ederek verdiğin karardan bütün ömür boyunca pişmanlık duyman mümkündür. Fakat isabetli bir fikirden aldığın ışık da bütün ömrünce yolunu aydınlatır.
Genç arkadaşım! Yukarıda sıraladığım düsturları okuyup unutasın diye değil; kulağına küpe yapasın ve ileride beni anasın diye yazdım. Senden beklediğim, beni hayırla anmandır.

Kaynak: Ord.Prof.Dr. Ali Fuat Başgil, (Karakter Terbiyesi Üzerinde Küçük Etüd) Gençlerle Başbaşa, Yağmur Yayınları, 1974, 9.Baskı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder