19 Eylül 2017 Salı

TEOG kalktı. Şimdi ne olacak?


Milli Eğitim Bakanı bu sene merkezi TEOG sınavı yapılmayacağını açıkladı. Sınavlar muhtemelen okullar tarafından yapılacak. Görebildiğim kadarıyla yapılan iş şu anlama geliyor:

1- İnsanın kaderi 14 ve 18. yaşlarda girdiği anlık sınavlarla şekillenmemeli. Çünkü eğitim sadece soru çözme işi değil, aynı zamanda değer üretme işidir. Sorulan 100 sorudan 95'ini yapmaya endeksli kafalarla ne bilim üretilir ne de değer. Çünkü bu sistemde inanç ve ahlâk yoktur, disiplin ve istikrar yoktur, süreç yönetimi yoktur, toplumsal fayda yoktur.

2- Mevcut sistem bunları es geçerek hep o 95 soruyu çözen insanları hak sahibi yaparak bize dayatıyor, önemli pozisyonlara seçilimi azcık ezberle edinilebilecek soru çözme yeteneğine indirgiyordu. İki sınavla seçilmiş kişi olduğuna inandırılanlar, hayatı peşin kazanmanın heyecanında yokolup gidiyordu. Halbuki bilime katkı sağlayanların hemen hiçbiri sınav şampiyonları değil, bilakis bu tür seçilimlere itibar etmeyenler... Eğer öyle olsaydı FETÖ çıkardığı şampiyonlarla asrın bilimsel devrimlerini gerçekleştirir, Nobel'e ambargo koyardı.

3- TEOG'un kaldırılmasıyla öğrencilerin Türkiye genelindeki sınav sıralamalarını gördükten sonra tercih yapma uygulaması sona erdi. Bu durum YERELLİĞİ güçlendirerek öğrenci üzerindeki baskıyı kısmen azaltacak. Yüksek seviyeli okullarda okumak için herşeyi göze alanlar hedeflerine yine ulaşabilecekler.

4- Türkiye sıralamasına göre okul türleri arasında tercih uygulaması da tarihe karışıyor. Eğer sınavları okullar yaparsa daha 5. sınıftan itibaren herkes okumak istediği okula göre kendisini koşullayacak. Bu erken HEDEFLENME, DİSİPLİN ve İSTİKRAR, SÜREÇ YÖNETİMİ anlamına gelir.

5- TEOG veya SBS gibi sınavlarda yükün % 90'ı yüksek puan alması beklenen çocuğun üzerindeydi. Şimdi öğrenci sadece hedefindeki okula girmek isteyen sınırlı sayıdaki daha zorlu rakiplerle yarışacak. Dolayısıyla hiçkimse herhangi bir listeye SIRALANMAYACAK, nihai hedefine ulaşıp ulaşmadığıyla anılacak.

6- Daha erken yaşta ilgi alanının ve okul türünün tespiti gündeme gelecek. Yani 5. sınıftan itibaren Anadolu, Fen, İmam Hatip, Meslek, Çıraklık, Spor ve Sanat Liselerinin hangisine gidileceği daha 12 yaşında kafaları kurcalayacak. ORTAOKUL ile LİSE eğitimi arasında doğal bir bağ kurulurken liste sıralamaları değil İLGİ ALANLARI (MESLEK TERCİHLERİ) hayatta daha belirleyici olacak.

7- 5. sınıftan itibaren ilgi alanları öne çıkacağından veli çocuğunu tanımak için daha aktif bir şekilde eğitim hayatına dahil olacak. Bu durum profesyonel meslek eğilimi hizmeti veren PDR merkezlerine olan ilgiyi yüksek oranda arttıracak.

8- Eskiden öğrenci okulu seçiyor, okul 4-5 yıl süren eğitim süresinde öğrenciye karşı kayıtsız kalıyordu. Dahlinin olmadığı bir süreçle gelen öğrencinin hesabını vermek okul yönetimleri için kolaycılıktı. Hal böyle olunca öğrenciler iyi bir üniversiteyi kazanmak için aileleriyle birlikte mücadele etmek zorunda kalıyordu. Şimdi devlet 'seçme yetkisi' tanıyarak okul idaresini sorumluluk alma mecburiyetinde bırakıyor. Artık hiçbir okul seçtiği öğrencinin başarısızlığına kayıtsız kalamaz. 

9- Bize yansıyanı kadarıyla beş önemli sorun sahası gündemi meşgul edebilir:

a- Birincisi, spor veya sanat liselerini seçenler ileriki yıllarda nasıl alan değişikliği yapacak?

b- Hedefteki birkaç okulun sınavı aynı güne denk gelirse öğrenci kaç parçaya bölünecek?

c- Girdiği okulların sınavlarında başarısız olanlar nasıl yerleştirilecek?

d- Okul idareleri kendilerine tanınan bu yetkiyi, torpil için kullanırlar mı? Elbette, hiç şüphesiz kullanacaklardır.

e- Son olarak, milli gelirin orta ve alt gelir gruplarına da dağıtılması, özel okullara teşvik desteği ve taşra okullarının eğitim seviyesinin yükseltilmesi sebebiyle fırsat eşitliği kısmen de olsa sağlanmıştır. Peki ya bu iktidar değişirse?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder