13 Aralık 2017 Çarşamba

Kırık heves...

Kimi ünvan, kimi para kimi de ideolojisi hesabına kalemi eline alıyor.
Hiçbir hesabın içinde olmadan birikimini tarihe ve okura emanet etmek isteyen yazar sayısı bir elin parmaklarından az.
Çoğu hiç tanınmayan bu mutsuz azınlık içinde sayarak kendimi teselli ediyorum. Bu avuntu bazen bayağı ileri gidiyor ve kendimi 'kamu yararı' için çok boyutlu düşünen 3-5 kişiden biri gibi düşlüyorum.
Haa bu 3-5 kişi de bir tahminden ibaret sâdece, isim sorsanız söyleyemem.


Bu görüşüm pek enaniyet sayılmaz, zira kişisel menfaat için yıllarımı harcamıyorum.
Ve yapmaya çalıştığım şey çok dar bir alana sıkışan konularda geniş ufuklar açabilmek için her boyuttan olaya yaklaşmaya çalışmak.
Hem de ülkemizde hiç gerekmediği halde yapıyorum bunu...
Ayrıca bir araştırmanın her safhasını en küçük bir ayrıntıyı gözden kaçırmamaya dikkat ederek tek başıma yapıyorum.
Ne bazıları gibi bitmek tükenmek bilmeyen maddi gücüm ne de adıma kaynak taraması yapacak asistanlarım var.

Ama artık bugüne kadar beni iki monitör arasında tutan enerji tükenmek üzere. Açık söylemek gerekirse, bu tür araştırmalara duyulan ilgisizliği, uğradığım haksızlık kaleminden saymıyorum.
Sözlü ya da diğer bir ifadeyle bir sohbet toplumunun içinde yer aldığımı biliyorum.

O yüzden gördüğüm en büyük haksızlık okurların iki kutba bölündüğü günümüzde eserlerin daha okunmadan ya da birkaç cümlesine bakarak belli bir kutba yamanması kolaycılığıdır.
Ne hikmetse kutupların her iki tarafı da bunu büyük bir zevkle yapıyor.
İşte bu durum, son kırıntılarına gelen hevesimi kırdıkça kırıyor.
Marifetin iltifata tâbi olduğu bir toplum için daha alınacak çok yolumuz var çoookkk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder