15 Ocak 2018 Pazartesi

E-pornografi


Azınlıkların yönettiği modern toplumların karakteristik özelliği ‘disiplin ve kontrol toplumu’ olmalarıdır. Disiplin ve kontrolü kolaylaştıran bir etken olarak gözetim, azınlık yönetimleri için vazgeçilmez bir önemdedir. Bir çıkar etrafında sıkı bir bağla birbirine kenetlenen iktidar, çoğunluğun tepkisel davranışlarının örgütlü yapıya kavuşarak kitlesel bir tehlike haline gelip gelmediğini önceden görmek ister. Toplumu cam bir fanus içine kapatmak ve böylece olağan dışı her davranışı sınırlandırarak gözetlemek, iktidar için öncelikli varoluş sebebidir. Bunu yaparken de görünmeden, yeterince uzaktan ve karşılıklı bağımlılık yapmayacak şekilleri amaçlar. Gizlilik ve mahremiyet gibi tehdit altındaki her ferde ait masum temel hakların, ‘ulusal güvenlik’ açıklaması karşısında hiçbir önemi yoktur. Jeremy Bentham ile özdeşleşen panoptikon deneyi, bu anlayışın keskin bir dışavurumu niteliğindedir.

Post modern dönemde toplumun kontrolü, teknolojik imkânların gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılı bir şekilde ve yönde değişmiştir. Gözetleme, kaydetme ve sınıflandırmaya imkân veren yeni yeni araçlar dışardan içeriye ya da bir başka ifadeyle bedenden ruha doğru insanı keşfetmek üzere tasarlanmıştır. İnternet bu araçların en yaygını olarak her ailenin odasına, her ferdin telefonuna girerek kişiyi çepeçevre kuşatmıştır.

İnternet her şeyin anlık değiştiği ve bu değişimi öncesinden kimsenin öngöremediği bir akışkan bölgenin adıdır. Günlük hayattaki vazgeçilmez yerini almasıyla birlikte amansız bir takip ve kontrol aracı haline dönüşmüştür. Asıl varlık amacı dijital veritabanlı pazarlama olan söz konusu keşfin, kullanıcının bıraktığı izlerden faydalanma amacında da olduğu basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. Bu haberlere bakılırsa kimi önemli insanlar toplumca yadırganan bazı ilişki türlerine meyletmişlerdir. Ve bu insanları suç işlemek için ayartan da internet imiş…İnsan bedeninin çekiciliği ve hayal gücünün teknoloji ile birleştiği bir sanal ortama dönüşen internet…

Biz bu yazıda internet pornografisinin insanı yalnızlaştırıp içe kapatarak yeni bir dünya inşa etme özelliği üzerine odaklanacağız.

Postmodern çağda kitlesel savaşlar ortadan kalkarak yerini terör örgütlerine bıraktı. Nüfus süpersonik jet hızıyla artmasına rağmen insanlar giderek yalnızlaştı. Geleneksel ilişkilerden koparak iyice içine kapandı. Sırtını dayayacak dostlar yerini kolay, uygun ve rahat erişilebilirliği olan internete bıraktı. Avuç ayasına kadar yaklaşan internet, içsel yalnızlığını paylaştığı insanın sosyal ölümüne izin vermedi.

İlâhi nizamla ve yaratıcısıyla bağların koptuğu bu zaman diliminde kendini yeniden keşfetme arayışına geçen insan, maddenin kendisine yansıyan yüzü olan refaha ve çıkara odaklandı. Kendini tek başına terazi kefesine koymanın bir gereği olarak kesinlik ve sınırlardan uzaklaştı. Ahlâkî ilkelerin sabitliğini ve kesinliğini esnettiği için pornografiyi ‘cinsel özgürlük’ kılıfında sunanlara inanmakta bir sakınca görmedi. İnternet bu tür insanlar için hayli zengin alternatifler sunan bir mağazaya ve sanal bir ‘özgürlük’ alanına dönüştü. En azından bazı kişilerin zihninde…

Hayatın doğal akışında bir araya gelmesi zor ve sakıncalı olan her türlü ilişki, kontrolün zor olduğu internet üzerinden bilgisayar/telefon ekranına taşındı. Doğru, iyi ve güzel işler ile pornografi artık burnumuzun dibinde aynı ekranı paylaşır olmuştu.

İhtiyaç duyulan domatesi almak için markete, USB diski almak için elektronik mağazasına ya da para havale etmek için bankaya gidersiniz. Bunun için evden çıkmanız ve işlem mahalline bizzat gitmeniz gerekir. Ayrı bir mekânın yanında ilave bir zaman da ayırmalısınız. Aynı şekilde karşı cinsle temas kurmak için de ayrı bir zaman ve mekân gerekir. Birlikte hoşça vakit geçirebilmek için yapılması gereken onca işlem sırası mevcut. İşte internet bu türlü doğal gereklilikleri tümüyle ortadan kaldırdı. Aynı mekân ve aynı zamanda hiçbir zahmete girmeden tüm ihtiyaçlarınızı internetten karşılayabilirsiniz.

İnternet kullanıcının güvenli, kolay ve hızlı biçimde pornografiye zahmetsizce erişmesi için önündeki tüm engelleri kaldırdı. Ekrana sığan dijital devrim kadınla erkek arasındaki doğal aşk ilişkisini sert ve hızlı bir biçimde mekanize etti. Bu yeni ilişki biçimi sondan önceki duygusal bağlılığı adım adım güçlendiren aşamalara ihtiyaç bırakmadı. Artık romantik bir akşam yemeği için büyük miktarlar ödemek ve hülyalı gözlere dalgın bakışlar fırlatmak gerekmiyordu. Yakamozların aydınlattığı sahilde el ele tutuşmanın verdiği heyecanla söylenen duygu yüklü büyüleyici cümleler yerini kaba bir argoya bırakmıştı. Tek tıkla 5 dakika içerisinde her türlü ilişkinin zirvesine ulaşılabiliyordu nasıl olsa…

İnternetin aşk dışında etkilediği bir diğer konu da kadınla erkek arasındaki bağdır. Şöyle ki, herhangi bir erkekle tanışan bir kadın ilişkinin evlilikle sonlanmasını arzular. İnternet kadın açısından bu arzunun finalini kötü bir şekilde noktaladı. Zorlu hayat şartlarıyla boğuşan erkekler, bedenden ibaret bir metaya dönüştürülen kadına karşı daha fazla sorumluluk almaktan kaçınmaya başladı. Kadın bedeninden alacağı hazzı, bir tıkla ve daha az maliyetle elde edebileceği internet dünyasında aradı. Bu hakka herhangi bir sorumluluk yüklenmeden sahip olmanın kolay ve ayrıcalıklı olduğunu düşündü.

İnternet insanı pornografiye doğru yönlendirirken kapitalist sistemin modern pazarlama yöntemlerinden faydalandı. Sanki sanal bir mağazaya girermiş ve tercihler arasından beğenileni seçermiş mantığını uyguladı. Ucuz ve zahmetsiz bir şekilde pornografiye ulaşan kişi, rastgeldiği türlerden istediğini tıklayarak sepetine atıyormuş hissini yaşadı. Sanki bir e-mağazadan yapılan alışverişe dönen pornografi gıda veya giyim gibi doğallaşarak metalaştı, dijitalleşti. Ortada özgür tercihle oluşturulan bir ürün sepeti vardı ve kullanıcı bu masum alışverişte ya kredi kartıyla ödeme yapıyor ya da kasaya mahremiyetini koyuyordu.

Sanal mağazada görünümündeki bu siteler, hemen her türden pornografik türü listelemiş olarak kullanıcıya onlarca çeşitlilik sunuyor. Herhangi birini tıkladığınızda o türle ilgili yüzlerce hatta binlerce görüntü anında önünüze seriliyor. Bunların büyük kısmının insan fıtratına ve genel ahlâkî değerlere aykırı olduğunu söylememize gerek yoktur.

Pornografinin en önemli tuzaklarından biri de işte burada boy gösteriyor. İlgisine ve o anki tercihine uygun olana doğru yönelen insan gözüne çalınan diğer tercihlere de aşina olmaktan kurtulamıyor. ‘Aaaa bu da neymiş?’ gibisinden yoğun bir merak duygusu ruhunu sarıyor ve başlıyor türler arasında gezinmeye. Ve zamanının büyük kısmını, garip bir merakın peşinden sürüklediği marjinal türler arasında öldürüyor. İşte burası, pornografi bataklığının ayartıcı ve aynı zamanda işgal edici kısmıdır.

Merakla başlatılıp görsel temasla oluşturulan iz/resim/imaj,  zihinde yerleşip gelişebileceği bir yer arayışına geçiyor. Algı denilen bu çerçeve, normal hayatta karşılığını aramaya kalkınca toplumsal kabulleri karşısına alıyor. Ve kişiyi ait olduğu toplumdan ayırarak sanal bir gerçeklik ve dünya inşa ediyor. Nefsi arzularına mağlup ettirdiği insanı, kendi kurguladığı dijital dünyanın bir parçası haline getiriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder