3 Mart 2018 Cumartesi

Darbe mahkemeleri

İmparatorluk yıkılıp bazılarının 'Anadolu İhtilali' adını verdikleri Cumhuriyet rejimi kurulduğunda kısa yoldan adaleti sağlamak için (!) olağanüstü mahkemeler yani İstiklal Mahkemeleri kuruldu. 
Seyyar olan ve heyet içinde hukukçu kimliği dışındaki mebusların da bulunduğu mahkemelerde, İstiklal Savaşının kumandanları ve kadroları hesaba çekildi. 
Aynı kadroların çömezlerince kotarılan 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra da aynı türden bir mahkeme kurulurken genel devrim mahkemeleri kurulması için de kanun çıkarıldı.
Yassıada'da faaliyete geçirilen mahkemenin üyeleri DP'nin küstürdüğü kişilerden ve yandaş tabir edilen hakimlerden oluşuyordu.
İstiklal Mahkemelerinde olduğu gibi Yassıada Mahkemesinin kararları da egemenler tarafından alınıyor, hakimler sadece kararları noter gibi onaylayarak meşrulaştırıyorlardı.
12 Eylül 1980 darbesinde aynı görevi üstlenmek DGM'lere kaldı.
15 Temmuz'u öncülerinden farklı kılan rollerin değişmesi, yani darbecilerin milletin darbesine çarparak yıkılmasıydı.
Dolayısıyla her darbe sonrasında kurulan özel mahkemeler
15 Temmuz'dan sonra kurulmadı.
Darbeciler yakalandıkları yerlerdeki normal yargı mercilerinde suçlarının hesabını veriyorlar.
Azınlık darbeleri ile çoğunluğun hukuk mücadelesi arasındaki farka dikkat çekmek için bu konuyu gündeme taşımak istedim.
(Ayrıntılar için bkz. Medeniyetten Yığına, Yarın Yayınl., s.424)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder