15 Mayıs 2018 Salı

Yazar olmanın 12 koşulu

Gerçi sosyal medya sayesinde artık her gün binlerce yazar çıkarıyoruz ama, yazarlık hala kağıt üzerine basılan eserle ölçülüyor. Buna çok kişi heves ediyor. Kağıda basılması kıstas ise, 45 yıldır yazıyorum ama yazar mıyım, çiftçi miyim, hevesini alamamış bir amatör müyüm belli değil. Gene de bu kadar sürede yazarlıkla ilgili birkaç şey öğrenmiş olabilirim. Az kağıt kalem harcamadım doğrusu. Bunları her yaştan yazar adayı ile paylaşmayı isterim. Bakın, kabul edilen yazarların önemli sırlarını veriyorum. Pekiyi ben uyguladım mı? Kısaca hayır (ya da birkaç tanesi için belki). Bunun nedeni büyüyünce ne olacağıma hala karar verememiş olmam. Verirsem, önümüzdeki yirmi yılda yazar olarak tanınmaya başlarım. Yaşarsak görürüz.
 

Evet efendiiim... Yazar olmak için

(1) Etrafta dolaşıp nabza göre şerbet verilecek. Artık kimleri hedef kitle olarak seçtiyseniz, onları memnun etmeniz gerekir. Biz herkesi kızdırdığımız için pek şansımız yok gibi, ama gene de umudumuzu yitirmiyoruz.
 

(2) Orijinal ve yaratıcı görünmek için kaynağınızı iyi gizlemeniz gerekir. Amman dikkat. Açık vermeyin. (Orijinallik kaynağını gizleme sanatıdır.)
 

(3) Noktalı virgülü pek kullanmayın, hatta mümkünse hiç kullanmayın. (Aaa!, bu fazlasıyla ciddi, ikinci aşamaya geçenlere göre bir önerme oldu ama madem yazdık, silmeyelim.)
 

(4) Yazdığınız her metni mutlaka kısaltın. İki bin kelimelik bir metni, hiç bir fikri yitirmeden önce bin sekiz yüz, sonra bin altı yüz kelimeye indirirseniz yazı güzel olur. Siz yılmayın, en güzel yazıya ulaşmak için yüz elli kelimeye kadar indirin. Sonra hepsini iptal etmeniz çok daha kolay olur. Ne kadar çok yazıyı yırtarsanız, sonraki yazılarınız o kadar kısa ve güzel olur. Mesela şu sadelikteki güzelliğe bakın: "Pztsi görüşürüz, selamlar." Gerisini okurun hayal gücüne bırakın, onlara ne kadar güvenirseniz, onlar da size o kadar güvenir. "Heey Gringo" dedikten sonra artık pos bıyıklı Meksikalıyı anlatmaya gerek var mı?
 

(5) Bilinen şeyleri tekrarlamayın ama abartmaya gerek yok. "Olay Rusya'da geçiyor, gerisini bilenler bilmeyenlere anlatsın" ... o kadar da değil yani.
 

(6) Giriş en zor bölümdür. Gerisi gelir. En bilinen giriş "sicim gibi yağıyor, hızla yürüyenler rüzgarın savurduğu şemsiyelerine sıkıca sarılıyordu" şeklindedir. Gerilim içerir. Ya şemsiyelerine sarılmasalar. Ya kayıp düşseler. Allah göstermesin. Buna karşı, "herkes kızgın güneşten kaçmak için renkli plaj şemsiyelerinin altına sığınmıştı" gibi bir cümle daha başından gevşeklik yaratır. En çok, güneş gelince gölgeye kaymak için biraz yer değiştirmek gerekir. O kadar da gayret olsun.
 

(7) Her ressamın günün birinde heykel yapmak istemesi gibi, her yazar da bir gün şiir yazmak ister. Onda dokuzu da şiiri kafiye sanır. Yakınları, amatör şairleri sözlüklerden uzak tutarak onların kafiyeli kelimeler aramasına mani olmalıdır. Lügatleri tararım/Kafiyeleri ararım/Dizeleri birleştirip/Şiirleri sıralarım
 

(8) Yazar modayı izlemelidir. O sıralar hangi konular revaçta ise peşinden koşmalıdır. Yoksa daha ne olduğunu anlamadan "out" olur. Hüsranla biten kısa bir yazarlık hayatı istemezsiniz değil mi? (Bu son cümle sizin yabancı dizilerden arakçılık yaptığınızı ifşa edebilir.)
 

(9) Yazar kendi deney ve gözlemlerinden hareket etmelidir. Tarihi roman yazanlar hariç. Onlar istedikleri gibi üfürebilirler. Gözlemleri TV dizileriyle sınırlı olduğu için "cariye odaya girdiğinde padişah dişini fırçalıyordu" veya "Kahya(!), tuvalet kağıdı bitmiş, tez getür yoksa kelleni alırum" dedirtebilirler. Onlara serbest.
 

(10) İddialı olun. İddiasız yazar olmaz. Yazarken dünyanın en büyük eserini meydana getirdiğinizi düşünmelisiniz. Böylece birkaç düzine okurunuz olabilir. Bu da günümüz dünyasında az sayılmaz. İddialı olunmalı ama şükretmesini de bilmeli.
 

(11) Gerçek yazarlık gönül işidir. Para beklenmez. Önce az çok dünyalığınızı yapmalı, sonra yazmaya başlamalısınız. Yeterli parayı kazanıp düzeninizi kurduğunuzda yetmişe yaklaşmış olursunuz. Sonra da masa başında uyuklamaya başlarsınız. Tabii, Tolstoy gibi kont olarak doğarsanız başka. Bizde niye yazar çıkmıyor demeyin. İttihatçılar paşazadelerin kökünü kurutunca yazar da çıkmaz oldu. İşin yoksa sil baştan, yeniden aristokrasi oluştur. Boyacı küpü değil ki, sok çıkar aristokrasin olsun. Kaç nesil ister. Gerçi "Reis"in böyle bir niyeti var gibi, ama bakalım, görelim.
Abooov, bakın siyasete bulaşır gibi olduk. Allah muhafaza.
 

(12) Yazar zinhar politikaya bulaşmamalı. Herkesle iyi geçinmeli. Zaten bir avuç okur var, onların da bir kısmını itelememeli. Ne ifrat, ne tefrit. İtidalden ayrılmamalı.
 

İşte, bunlar yazar olmak isteyenlerin kulaklarına küpe olsun. Bizde nasihat bitmez. İkinci aşamaya (meşhurluk yoluna) geçenlere gene söyleyeceklerimiz çoktur. Kalbinizi temiz tutup çalışın. Sizin de olur.

(Alıntı: Prof.Dr.Mehmet Tanju Akad)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder