19 Haziran 2018 Salı

İskeledeki kayık


Mavi renkte bir kayık düşünelim.
Sakin ve huzurlu bir şekilde emniyet içinde salına salına iskelesinde bağlı duran...
İpi çözüldüğünde bu kayığın ne tarafa gideceği ve akıbetinin ne olacağı sahibine veya kayığa değil, rüzgârın ve oluşan dalgaların istikametine/gücüne bağlıdır.
Şiddetli bir fırtınanın onu kıyıdaki kayalara vurup parçalaması an meselesidir.
İşte insan da böyledir dostlar...
Hem bedenen hem de ruhen emniyet içinde olmak, fırtınanın insafına kalmamak için ipimizi sağlam bir iskeleye bağlamamız gerekir.
Zamana, mekâna, kişilere ve olaylara bağlı değişiklik göstermeden bizi koruyup gözeten bir iskeleye...
Unutmadan, kıskanmadan, küsmeden sahip çıkan...
Bu iskelenin adresi bellidir.
Karşılık beklemeden her sabahın güneşiyle yüzümüzü aydınlatan, yağmuruyla başımızı okşayan, gün bitiminde karanlığı üzerimize örtendir doğru adres.
Oysa birtakım yeryüzü firavunları tüm insanlığı iskeleye bağlayan ipi kopararak kendi kesesine bağlamanın hesabını yapıyor.
Oldukça da mesafe aldılar plânlarında.
Ama biliyorum ki insanlar onların düşündüğünden daha basiretli ve daha akıllı.
Başıboş ve sahipsiz de değiller
En sonunda suretlerdeki maskeler düşecek siretlerdeki gerçek niyetler ortaya çıkacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder