1 Haziran 2018 Cuma

Sömürgeci ve Kırk Diyardan Masallar

Sanırım bundan 3-4 yıl evvel, üstat Hulusi Üstün ile Fatih Atpazarı'ndaki bir şerbetçide buluşmuştuk.
İstanbul'da yeniydim, Fatih'e ilk kez gelmiştim.
O gün ilk kez demirhindi şerbeti içtiğimde bir medeniyetin başkentinde yaşadığımın farkına varmıştım.
Üstat otomobilinin arkasından çıkardığı bazı kitaplarını da hediye etmişti.
Ben de diğer soydaşlarım kadar açık sözlüyüm ya 'okumam' demiştim.
'İhtisasım ve hayatı kavrayış tarzım buna imkân tanımaz.'
Doğruydu da...
Samimiydim.
Diğer taraftan biliyordum ki gayretli bir ruhun kaleminden yükselen kıymetli çalışmaları küçümsemiş, sanki okumaya değer bulmamış gibi bir his verdiğimden üstadı incitmiştim.
...
Evet zaman hızla değişiyor ve değişirken de insanları kendine ayak uydurmak mecburiyetinde bırakıyor.
Zamanın hükmüne bigane kalınabilir mi?
Bu kendini bilmez fani de bu temel kuraldan vareste değil.
Ama itiraf edeyim zamanın getirdiklerinden çok kalemin kuvveti ile bakış açısının zenginliği etkiledi beni.
Önce Türkü Öykülerini inceledim, sonra Turna Fırtınası'nı.
Bugün de Kırk Diyardan Masallar kitabını bitirdim.
Açıkçası bu inatçı boyun eğmez adam öykünün, romanın, masalın gücü karşısında yenik düştü.
En çok da masalın...
Hayat çizgisinin çocukluk çağlarında şekillendiğini bilen birisi olarak her genç dimağın ruhuna işleyecek bir masal kitabının boşluğunu hissederdim hep.
Artık bu boşluk Kırk Diyardan Masallar ile dolduruldu.
Herkesin gönül rahatlığıyla çocuğuna, torununa ve hatta içinde sakladığı yaramaza okuyabileceği bir eser bu.
Her dinden her milletten ve hatta her yaştan insan kırk diyardan derlenmiş masalları okuyarak heyecan dolu maceralara atılabilir.
Ben kâh Hacı Taktak oldum Arap diyarlarına, kâh Mer oldum oldum İskoç ülkesine, kâh kırlangıç oldum Orta Afrika'ya ve Dağıstan'a ve Çeçenya'ya ve Afganistan'a ve Kızılderili ülkesine ve Bask diyarına konuk oldum.
Siz de bu yaz tatilinde kırk diyara misafir olmak istemez misiniz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder